Siya Siyabend: Sokak Müziğinin Modern Zaman Dervişleri

Selman Vefa YILDIRIM

siya siyabend
selman vefa yıldırım
serbest stil

Neoliberal kapitalizmin coşkun yılları, COVID salgınının yılgın ayları, evde geçen bir 1 Mayıs günü…

Salgının otokratik yönetimlerin tam da istediği yönde kararlar alınmasına olanak verdiği ve kimsenin olumsuz bir ses çıkaramadığı şimdiler, şunu sormanın tam zamanı: Quo Vadis, Domine? Sahiden Nereye? Distopik berbat bir karanlığın içine mi çekileceğiz sonrasında, kapitalist saldırganlığın bir tasarımı mı yoksa bu salgın? Robotlar, yapay zeka, çipler hazırlanıyor…

Bu karamsar günlerde ve koronametrede biz de bir sayı olmamışken size çok değil birkaç yıl önce tamamen tesadüfen karşılaştığım ve gündelik yaşantımda yer almaya başlayan bir müzik grubunu anlatayım:

Siya Siyabend

Siya Siyabend

Siya Siyabend, 90’lı yıllarda İstanbul sokaklarına çıkan, İstanbul bile olsa bize yabancı bir kültürün kapılarını aralayan ve o yıllardan şimdiye bu geleneği, sadece bir lokma bir hırka desturuyla devam ettiren bir grup. En çok Beyoğlu’nda takılmışlar ve buraya yolu düşen herkesin sokaklarda karşısına çıkmış Siya Siyabend, Gölgenin Gölgesi.

Youtube kanallarında sanırım Fazıl Say’ın ilk şarkılarını dinlerken gözüme ilişti Siya. Önce ismine takıldım, üzerine tıkladım. Siyah beyaz görüntüler akmaya başladı, yolun kenarında oturan ve sohbet eden iki adam, birisi kasketli, diğerinin elinde gitar. Yola bakıp konuşuyorlar, kamera yola çevrildiğinde Beyoğlu Zabıtası’nın aracını ve zabıtaların oradaki bir şeylere müdahalesini görüyoruz.

Ardından kasketli adam arkadaşından gitarı alıyor ve döktürmeye başlıyor: “Olmaz olmaz olmaz… Düşenin dostu olmaz… Olmaz olmaz olmaz… Cahil adam olmaz…”

Ses acayip, doğaçlama çalan ve söyleyen bir adam… Sonraki klip “Bir seher vaktinde“… Yine siyah beyaz, bu kez sokakta değil ama yine doğaçlama sanki, ama o ses, yok canım… Baya iyi, baya baya iyi… Bizon Murat derlermiş, grubun solisti, gitarcısı, her şeyi…

Bizon Murat (Murat Toktaş)

Sonra Youtube’dan buldukça dinlemeye devam. Karacaoğlan’dan, Aşık Veysel’den, Pir Sultandan dizelerin öylemesine, hemen, anında şarkıya dönüşmesi. İlgim arttıkça sevdim tarzlarını. Bazen reggae bazen rock, batı sounduyla doğaçlama ve sokakta veya bir Ulus Baker’i anma gecesinde, salaş bir hangarda, ama derinlemesine ama protest dökülen müziğe süzülerek karışan Hayyam dizeleri.

Bütün dünya bir sahne: Bir Siya Siyabend mottosu

Niye modern zaman dervişleriydi? Çünkü “bütün dünya bir sahne” mottosuyla sokaklarda, sevdikleri için ve zevk aldıklarından ama yaşayabilmek evet sadece bir lokma için, şu dizelerde olduğu gibi,

“Derviş oldum gönül gönül dolaştım
Balık oldum deryalara ulaştım
Kurumasın diye kavga fidanı
Canım alıp canan ile bölüştüm
Yüreğim alıp kavgaya yürüdüm
Yürüdüm dağların doruğuna eriştim
Kurumasın diye sevda fidanı
Öfkem alıp yüreklerle bölüştüm…”

diye yazdıkları için ve unutmadan, tüberküloz oldukları ve tedavisiz kalıp bir deri bir kemiğe döndükleri için şimdilerde alışık olmadığımız abdallardı onlar. Sokağın romantik çocukları ağır tüberkülozun etkilerinden bu dünyanın iyicil çocuklarının yardımıyla kurtulan Bizon’la beraber çalmaya başlamışlar bugünlerde yeniden.

Buraya en sevdiğim ve döneme de uygun şarkıları Hayyam’dan bir kesit ve link bırakarak sonlandırıyorum.

Hiç, hiçbir şeyi bilmiyorlar
Bilmek istemiyorlar
Şu cahillere bak
Dünyanın sahibi onlar
Şu cahillere bak
Dünyaya egemen onlar
Onlardan değilsen eğer
Sana zalim derler
Onlara aldırma Hayyam.

Siya Siyabend ‘i beğendiyseniz; SELMAN VEFA YILDIRIM’IN DİĞER YAZILARI

Son yazılanlar