MİGREN: BİREYSEL, TOPLUMSAL VE SİSTEMSEL BİR HASTALIK

Prof. Dr. Necdet KARLI

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi

Baş ağrısı. Birçoğumuz için belki de hiçbir anlam taşımayan 2 kelime. Bazılarımız için bir şeylerden kaçınmak için bahane. Ama bir kısmımız için hayatı karartan bir karabasan. Bugün Türk toplumunun yaklaşık % 60’ı hayatının bir bölümünde günlük işlerini etkileyen baş ağrısı yaşamış veya yaşamakta. Bu orana baktığımızda problemin ne kadar büyük olabileceği hakkında bir fikir sahibi olabiliyoruz. Ancak baş ağrısının hikayesi burada bitmiyor. Biraz daha derine indiğimizde karşımıza baş ağrısının farklı tipleri ve neden olduğu problemler çıkıyor. Baş ağrısı tanısına göre belirti, tanı yöntemleri, tedaviler ve hayatımıza etkileri farklılık gösteriyor. Baş ağrıları içerisinde hastanın yaşam kalitesini, işini, ailesini, sosyal hayatını en çok etkileyen ise  migren.

Migren deyince birçoklarınız “Evet” diyecektir. “Çok tanıdık. Bende veya yakınlarımda birçok kişide var”. Çünkü Türkiye’de her 6 kişiden biri, her 4 kadından da biri migren hastası.

Migren bir hastalıktır, hafife almayın

“Hastalık mı dediniz? Migren bir hastalık mı yani ?” diye sordunuz galiba. Evet, migren bir hastalık. Zaten migrenin en çok çektiği şey hafife alınmak. Neden mi?

Dünya Sağlık Örgütü'ne göre dünyada özürlülüğe neden olan hastalıklar içinde migren 2. sırada. 50 yaş altı ve de özellikle kadınları ele aldığımızda ise 1. sırada. Düşünebiliyor musunuz? Kanser, felç, kalp hastalıkları veya yüksek tansiyon değil, migren. 
Migren tedavisi. Migren nedir nasıl tedavi edilir? Migren nasıl önlenir? Prof. Dr. Necdet Karlı migren hakkında merak ettiklerinizi yazdı.

Bireylerde, toplumda ve ülkeyi yönetenlerde ise yaklaşım şöyle: “Aman canım baş ağrısı işte. Ne kadar kötü olabilir ki ?” Böylesine olumsuz etkileri olan migrenin bu kadar hafife alınması sadece Türkiye’de değil tüm dünyada çok ciddi bir sorun.  

Peki size başka bir şey söylesem:

Migrenlilerin ekonomik durumu, okul başarıları hep daha kötü. Depresyon, anksiyete, başka tipte kronik ağrı gibi bir çok problem onlarda daha sık. Yetmedi mi? Migrenlilerin %70 kadarı migren ağrılarının hayatlarını ciddi biçimde zorlaştırdığını düşünüyor. Dahası da var: Her 10 migrenliden 3’ü ayda en az 15 gün baş ağrısı çekiyor.

Migren nedir?

Ne mi bu migren? Kadınlarda, özellikle de 25-40 yaş arası en üretken, en sosyal oldukları yaşlarda çok sık görülen bir hastalıktır. Genellikle tek taraflı, şiddetli veya çok şiddetli, zonklayıcı, 3 güne dek uzayabilen bir baş ağrısı. Bulantı, kusma, ışık, ses ve kokuya karşı aşırı duyarlılığın olduğu, hareketle artan bir ağrı. Ne yazık ki genetik açıdan bazı şanssız insanlar bu baş ağrısına eğilimli olarak doğuyorlar. Sonrasında çevresel, psikolojik veya hormonal faktörlerle kişi migren hastası oluyor. Beyinde herhangi bir tümör, kanama, tıkanma veya hastalık yok. Sadece aşırı hassas hücreler çeşitli uyaranlara ağrı şeklinde yanıt veriyor.

Migreni ne tetikler?

Neler en çok tetikliyor derseniz: açlık, uykusuzluk, stres, kadınlarda adet dönemi, bazı yiyecekler, lodos rüzgarları, parlak ışık gibi daha birçok faktör süreci başlatıyor.

Migren nasıl seyreder?

Süreç sadece ağrı olsa iyi ama değil. 2-3 gün öncesinde başlayan sinirlilik, stres, dikkat kaybı, ödem, sersemlik hissi gibi şikayetler olabiliyor. Sonrasında başlayan baş ağrısı hastayı en çok etkileyen ve 4-72 saat sürebilen bir dönem. Ardından gene 1-2 gün sürebilen yorgunluk hissi, sinirlilik, dikkat kaybı şeklinde şikayetler.

Migren tedavisi. Migren nedir nasıl tedavi edilir? Migren nasıl önlenir? Prof. Dr. Necdet Karlı migren hakkında merak ettiklerinizi yazdı.
Şimdi neden hastalık olduğunu daha iyi anlatabildim herhalde. Ayda 4 kez bu süreci yaşadığınızı düşünün (migrenlilerin %75’i ayda 3 veya daha fazla atak geçirir). Yani neresinden baksanız ayda en az 7-8 gününüz ağrılı, sinirli, bulut gibi, dikkat kaybı ile geçiyor. Bir de şöyle düşünün; çok önemli bir toplantınız var ve atağınız başladı. Bulantınız var, parlak ışık çok rahatsız ediyor ve çok şiddetli bir baş ağrınız geliyor. Ya da üniversite sınavına giriyorsunuz. İşe, okula gidemeyebilir, duruşmaya giremeyebilir, sınava hazırlanamayabilir, evde akşama gelecek misafirinize yemek hazırlayamayabilirsiniz. Bir süre sonra iş yerinde üstleriniz, arkadaşlarınız kendi aralarında konuşmaya başlayacaklardır: "Gene mi? Onun işini ben yapmak zorunda mıyım ? Benim böyle bir çalışana ihtiyacım yok." Okula gidemezsiniz, sınava giremezsiniz okul başarınız düşer. Arkadaşlarınız sinemaya çağırır. Mümkün mü o gürültü, ışık, kalabalıkta? Sosyal hayatınız sınırlanır. Çocuğunuz oyun oynamak, birlikte deniz kenarına gitmek ister, sizin baş ağrınız var, evde yatmanız gerekir. Aile hayatınız etkilenir. Ağrılarınızı hiçbir şey geçirmez. Gece yarısı acil servise gidersiniz.  Defalarca MR çekilir, tetkik yapılır hiçbir şey çıkmaz. Aile bütçenize ve devlet bütçesine yük.
Türkiye’de çalışan kadın öğretmenler yaklaşık ayda 2 gün migren nedeni ile işe gidemiyor. Migrenli çalışanların ayda yaklaşık 4 iş günü en az %50 daha verimsiz geçiyor. Etti mi size en az 6 gün? İş yerinizde böyle birini ne kadar istihdam edersiniz? En yakın arkadaşınızı sinemaya, yemeğe veya evinize çağırıyorsunuz. Baş ağrısı var gelemiyor. Daha kaç kere çağıracaksınız?  

Migreniniz varsa ne yapmalısınız?

Sanırım migrenin neden olduğu yaşam kalitesinde ki düşmeye, ekonomik, kişisel, sosyal, toplumsal kayıplara biraz olsun açıklık getirebildim. O zaman şunu soruyorsunuz sanki: “Ne yapacağız?”

Migren tedavisi

Migren kesin tedavisi olmasa da yönetilebilir bir hastalıktır. Toplumda, özellikle de üretim çağındaki kadınlarda çok sık olması nedeni ile bireye, topluma, sağlık sistemine (nöroloji polikliniklerinde hastaların 1/3’ü migren hastalarıdır ve bu hastaların %90’ı kadındır) ağır yük getirdiği için mutlaka tedavi edilmelidir.

Migren tanısı nasıl konulur?

Tanı için, bazı özel durumlar hariç, hiçbir teste, filme, MR’a gerek yoktur. Tedavi ağrı geldiğinde ağrının geçirilmesine yönelik akut tedavi ve ağrının gelmesini engelleyen koruyucu tedavi olmak üzere 2 şekilde yapılır.

Migreni önlemek mümkün mü? Koruyucu migren tedavisi

Eğer ayda 4 gün veya daha fazla migren ağrınız oluyorsa mutlaka koruyucu tedavi öneriyoruz.  Koruyucu tedavi ağrının gelmesini engelleyen tedavi yöntemidir. Atağınızı başlatan uykusuzluk, açlık, lodos, sigara dumanı vb. tetik faktörlerinizi biliyorsanız mutlaka kaçının. Sürekli ağrı kesici almak tedavi etmez tam tersine ağrıyı kötüleştirir, uzak durun.

Migren birçoklarımız için bir karabasandır. Ama farkındalığınız ile hayatınızı daha güzel, yaşanılası bir hale getirmek de sizlerin elinde. Unutmayın migren küçümsenecek bir hastalık değil tüm hayatınızı etkileyebilecek bir tablodur.

Prof. Dr. Necdet Karlı hakkında:

1968 yılında Bursa’da doğdu. 1986 yılında Bursa Anadolu Lisesi’nden, 1992 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Nöroloji ana bilim dalında uzmanlık eğitimine, 1994 yılında, mecburi hizmetinin hemen ardından Uludağ Üniversitesi’nde başladı. Uzmanlık eğitimi sırasında 2,5 ay, Almanya Bielefeld’deki Bethel Epilepsi Merkezi’nde misafir doktor olarak çalıştı. 1998 yılında uzmanlık eğitimini tamamladı. 2003 yılında Uludağ Üniversitesi’nde Yardımcı Doçentliğe, 2005 yılında Doçentliğe hak kazandı. Prof. Dr. Necdet Karlı, halen aynı üniversite ve bölümde çalışmalarını sürdürüyor. Prof. Dr. Karlı’nın ayrıca Ağrı (Algoloji) ve Klinik Nörofizyoloji (EMG) üzerine üst uzmanlıkları (yan dal uzmanlık) bulunuyor. http://www.necdetkarli.com/hakkinda/

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Slide 1

Sağlık kuruluşlarının COVID-19 pandemisine hızlı adapte olarak yapıcı çözümler üretmesi ile birlikte “telesağlık hizmetleri” yeni bir sağlık hizmeti sunum modeli olarak hayatımıza girdi. Peki mevzuatımız uygulamaya ne kadar uygun? Av. Begüm Feyzioğlu Türkiye’de telesağlık hizmetlerine ilişkin mevcut hukuki düzenlemeleri, ihtiyaçları ve riskleri yazdı.

Slide 2

Hasta hakkı ihlal edilen bir kişi veya duruma göre bu kişinin yakını, Türkiye’de hangi hukuki yollara başvurabilir? Hakkını nasıl ve hangi kurumlar aracılığıyla arar?

Slide 3

COVID-19 ile mücadelede kişisel verilerin korunması konusunda dikkat edilmesi gereken incelikli noktalara birlikte bakalım.

previous arrowprevious arrow
next arrownext arrow

Son yazılanlar