Türk Hukukunda Hayvan Haklarının Korunması

Stj. Av. Cevat Arda ÖZDEMİR

GİRİŞ

Dünya, bir denge içerisinde milyarlarca yıl evrende yer etmiştir. İnsanlar da bu dünyada var olduğu süre içerisinde tıpkı diğer canlılar gibi hayatta kalmaya, yaşam savaşı vermeye ve neslini sürdürebilmeyi amaçlamış ve binlerce yıl bu içgüdüyle yaşamıştır. Yine bu içgüdüyle ilk zamanlarda karnını doyurabilmek, ısınabilmek, yüklerini taşıyabilmek, kendilerini koruyabilmek kısacası ihtiyaçlarını giderebilmek için hayvanları avlamış, evcilleştirmiş ve onlardan faydalanmıştır. Ne yazık ki bir süre sonra insanlar “ihtiyaç” kavramının sınırlarını daha da genişleterek yine aynı içgüdüyle bu sefer yaşadığı çevreye ve onun vazgeçilmez bir unsuru olan hayvanlara da bir o kadar zarar vermiştir. Hayvanların yaşam alanlarını daraltmış, onların var olma haklarına saygı göstermemiş, kendileri gibi onların da acıyı ve ıstırabı hissedebildiklerini unutmuş, önemsememiş veya görmezden gelmiştir.

Hayvan haklarının korunması

Doğanın bir unsuru olan hayvanların haklara sahip olması ve bunların hukuk alanında doğrudan korunmasının gerekli olduğu düşüncesi nispeten yeni bir düşünce olup, hukukun genel amaçlarına dâhil olmuştur. Ancak burada hayvan haklarının hangi amaçla ve neye dayanarak korunacağı yani hayvanlar insanlar için mi yoksa salt doğanın bir unsuru olduğu için mi korunmalıdır? sorusu birçok kişi tarafından sorulmakta, sorgulanmakta ve bu soruya ilişkin cevaplar aranmaktadır. Çağdaş batı dünyası görüşüne göre insan, evrenin merkezi sayılmış, buna dayanılarak insan merkezli, değer, düşünce ve hukuk sistemi oluşturulmuştur. Dolayısıyla burada hayvan hakları sırf etik bir değer olarak mı yani sırf canlı oldukları, doğanın dengesini oluşturdukları ve ayrılmaz bir parçası olarak görüldüğü için mi yoksa insanların ekonomik ve yaşamsal çıkarları için mi korunması gerekmektedir?[1]

İnsanlar tıpkı hayvanlar gibi doğal yaşamın yalnızca bir unsurudur, yaşadığı gezegenin tek başına sahibi değildir. Sırf insanların sahip olduğu bazı meziyetler ve diğer canlılardan nispeten daha zeki olması, doğanın dengesiyle kendi çıkarları doğrultusunda oynayabilmesinin gerekçesi olarak kabul edilemez. Dünya tüm canlı ve cansız varlıklarla bir bütündür ve bu bütünün bozulması veya zarar görmesi insanların yaşamını da olumsuz etkileyecektir. Dolayısıyla insanlar, yaşadığı çevreye hatta insan yaşamının olmadığı bir çevreye bile, orada bulunan tüm varlıklara karşı duyarlı olmalı ve bu çevrede yaşayan veya doğanın dengesini sağlayan canlı/cansız her türlü varlığa karşı sorumluluk sahibi olması gerektiği bilincine varmalıdır. Dolayısıyla tüm bu açıklamalar doğrultusunda hem etik değerler hem de insanların dünyada var olabilmeleri bakımından doğamızda dengenin oluşmasını sağlayan en önemli unsurlardan biri olan hayvanların korunması; haklarının hukuk sisteminde var olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir. Özellikle de insanlarda olduğu gibi hayvanların da temel hakkı olan yaşam hakkına sahip olabilmesi, hayvanların diğer haklarının da varlığının kabulü ve sürdürülebilmesi bakımından son derece önemlidir.

Hayvanlar acı, hüzün, mutluluk öfke gibi insanların sahip olduğunu düşündüğü tüm duygulara sahip canlılardır. Bu konuda insanlarla hayvanlar arasındaki tek fark, bu duygularını insanlar gibi yine insanların anlayabileceği bir biçimde konuşamayarak dile getiremiyor olmalarıdır. Dolayısıyla insanlar duygusal anlamda ne hissediyorlarsa hayvanlar da aynı şeyleri hissedebiliyor hatta bunu dış dünyaya kendi yaradılışları doğrultusunda duyurabiliyorlar. Ayrıca insanlar kadar olmasa da zaman zaman bilinçli davranışlar da sergileyebilmektedirler[2].

Hukukçular tarafından, özellikle insan merkezli oluşturulan hukuk sistemlerine hayvan haklarının varlığının kabulü ve korunması düşüncesinin entegre edilebilmesi için bazı çalışmalar yapılmıştır. Hayvan hakları adına ilk olarak yapılan çalışma, uluslararası bir nitelikte olan, 1978 tarihinde ilan edilen ve 1990 yılında dünyaya duyurulan “Hayvan Hakları Evrensel Beyannamesi”dir. Bu beyannameye göre hayvanlar da tıpkı insanlar gibi canlılardır ve bazı temel haklara sahiptir. Ayrıca beyannamede, hükümetler tarafından hayvan hakları konusunda yasal düzenlemeler yapılması gerektiği de vurgulanmıştır[3].

Ancak hala ülkemizde ve dünyada hayvanların hukuki niteliğinin ne olduğu konusunda ve onlara hak tanınıp tanınmayacağına ilişkin görüş birliği bulunmamaktadır[4]. Özellikle ülkemizde ve bazı ülkelerde hayvanları kişi ya da kişi benzeri olarak saymayan ve hukuk sistemlerinde hayvanları eşya olarak gören bir anlayış bulunmaktadır. Son zamanlarda zayıflayan ve etik anlamda taraftar bulmakta zorlanan bu görüşe göre hak, meşru bir amacı olan ve hak sahiplerinin iradesinde bulunan, hukuk sistemince korunması gereken çıkarlardır[5]. Kişi ise haklara sahip olan ve borç altına girebilen hukuk öznesidir. Ayrıca haktan yararlanıp yararlanmamanın hak sahibinin iradesine bağlı olmasından dolayı bu görüşe göre yalnızca kişiler (gerçek ve tüzel kişiler) hak sahibi olabilir, hayvanlar ise yukarıda açıklanan sebeplerden dolayı hak ve fiil ehliyetleri bulunmadığından dolayı hukuken kişi sayılmazlar[6]. Yalnızca hakkın “konusunu” oluşturabilirler. Örneğin Türk Ceza Kanununda mala zarar verme suçunda korunması gereken hak mülkiyet hakkıdır. Bu hakkın konusu ise mal yani eşyadır. İlgili maddenin “(2) Haklı bir neden olmaksızın, sahipli hayvanı öldüren, işe yaramayacak hale getiren veya değerinin azalmasına neden olan kişi hakkında yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.” hükmünde hayvan, bir eşya niteliğindedir ve yaşayan ve hisseden bir canlı olduğu için değil, insana ait bir eşya olduğu için korunmaktadır. Oysaki hayvanlar, insanların hak ve menfaatlerinden dolayı değil, kendilerine özgülenmiş hak ve çıkarlardan dolayı hukuk düzeninde yer almalıdır. Dolayısıyla çıkması gündemde olan ilgili kanunlarda yapılacak değişikliklerle birlikte hayvanlar kendilerine özgü bir hukuk “öznesi” olarak tanımlanması gerekmektedir.

Her ne kadar yasal mevzuatımızda hayvanların korunmasına dair hükümler getirilmiş olsa da bu hükümler hayvanları hak sahibi yapmaz[7]. Özellikle Hayvan Hakları Evrensel Beyannamasi’ne yönelik hazırlanan ve 2004 tarihinde yürürlüğe giren 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ile kanun koyucu tarafından yalnızca insanların davranışlarına düzenleme getirilme amacı taşıyan birtakım sorumluluk ve yükümlülükler öngörülmüştür[8]. Ayrıca hali hazırda 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda da hayvanları, daha doğrusu insanların haklarını koruyan birtakım düzenlemeler mevcuttur.

Çalışmamızın bundan sonraki kısmında mevzuatta hayvan haklarını düzenleyen maddeler hakkında bilgi verilecektir.

YASAL MEVZUAT

  1. 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu (Bundan böyle HKK olarak anılacaktır)
    • HKK Amacı nedir?  

            HKK’nun amacı birinci maddede düzenlenmiştir. Bu Kanunun amacı; hayvanların rahat yaşamlarını ve hayvanlara iyi ve uygun muamele edilmesini temin etmek, hayvanların acı, ıstırap ve eziyet çekmelerine karşı en iyi şekilde korunmalarını, her türlü mağduriyetlerinin önlenmesini sağlamaktır. Madde metninden de görüleceği üzere yasanın amacı açıklanırken özne olarak «hayvanlar» kullanılmıştır. Böylece tüm hayvanların korunması temin edilmeye çalışılmıştır.

  • Evcil hayvan nedir?

            Evcil hayvan: İnsan tarafından kültüre alınmış ve eğitilmiş hayvanları tanımlar.

  • Sahipsiz hayvan nedir?

            Barınacak yeri olmayan veya sahibinin ya da koruyucusunun ev ve arazisinin sınırları dışında bulunan ve herhangi bir sahip veya koruyucunun kontrolü ya da doğrudan denetimi altında bulunmayan evcil hayvanları tanımlar.

  • Ev ve süs hayvanı nedir?

            İnsan tarafından özellikle evde, işyerlerinde ya da arazisinde özel zevk ve refakat amacıyla muhafaza edilen veya edilmesi tasarlanan bakımı ve sorumluluğu sahiplerince üstlenilen her türlü hayvanı tanımlar.

            HKK’nunda yer alan bu tanımlamalardan da görüleceği üzere, evcil hayvan, sahipsiz hayvan, ev ve süs hayvanı gibi tanımlamalarla hayvanlar arasında farklılıklar yaratılmıştır.

  • HKK’da Hayvanlara İlişkin Yer Alan Temel İlkeler Nelerdir?
    • Bütün hayvanlar eşit doğar ve bu Kanun hükümleri çerçevesinde yaşama hakkına sahiptir.
    • Evcil hayvanlar, türüne özgü hayat şartları içinde yaşama özgürlüğüne sahiptir.
    • Sahipsiz hayvanların da, sahipli hayvanlar gibi yaşamları desteklenmelidir.
    • Hayvanların korunması, gözetilmesi, bakımı ve kötü muamelelerden uzak tutulması için gerekli önlemler alınmalıdır.
    • Hiçbir maddî kazanç ve menfaat amacı gütmeksizin, sadece insanî ve vicdanî sorumluluklarla, sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanlara bakan veya bakmak isteyen ve bu Kanunda öngörülen koşulları taşıyan gerçek ve tüzel kişilerin teşviki ve bu kapsamda eşgüdüm sağlanması esastır.
    • Nesli yok olma tehlikesi altında bulunan tür ve bunların yaşama ortamlarının korunması esastır.
    • Yabani hayvanların yaşama ortamlarından koparılmaması, doğada serbestçe yaşayan bir hayvanın yakalanıp özgürlükten yoksun bırakılmaması esastır.
    • Hayvanların korunması ve rahat yaşamalarının sağlanmasında; insanlarla diğer hayvanların hijyen, sağlık ve güvenlikleri de dikkate alınmalıdır.
    • Hayvanların türüne özgü şartlarda bakılması, beslenmesi, barındırılma ve taşınması esastır.
    • Hayvanları taşıyan ve taşıtanlar onları türüne ve özelliğine uygun ortam ve şartlarda taşımalı, taşıma sırasında beslemeli ve bakımını yapmalıdırlar.
    • Yerel yönetimlerin, gönüllü kuruluşlarla işbirliği içerisinde, sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların korunması için hayvan bakımevleri ve hastaneler kurarak onların bakımlarını ve tedavilerini sağlamaları ve eğitim çalışmaları yapmaları esastır.
    • Kontrolsüz üremeyi önlemek amacıyla, toplu yaşanan yerlerde beslenen ve barındırılan kedi ve köpeklerin sahiplerince kısırlaştırılması esastır. Bununla birlikte, söz konusu hayvanlarını yavrulatmak isteyenler, doğacak yavruları belediyece kayıt altına aldırarak bakmakla ve/veya dağıtımını yapmakla yükümlüdür.
  • HKK’da Hayvanların Sahiplenilmesi ve Bakımına İlişkin Temel İlkeler Nelerdir?Bir hayvanı, sahiplenen veya ona bakan kişi, hayvanı barındırmak, hayvanın türüne ve üreme yöntemine uygun olan etolojik ihtiyaçlarını temin etmek, sağlığına dikkat etmek, insan, hayvan ve çevre sağlığı açısından gerekli tüm önlemleri almakla yükümlüdür. Hayvan sahipleri, sahip oldukları hayvanlardan kaynaklanan çevre kirliliğini ve insanlara verilebilecek zarar ve rahatsızlıkları önleyici tedbirleri almakla yükümlü olup; zamanında ve yeterli seviyede tedbir alınmamasından kaynaklanan zararları tazmin etmek zorundadırlar. Ev ve süs hayvanları ile kontrollü hayvanlardan, doğal yaşama ortamlarına tekrar uyum sağlayamayacak durumda olanlar terk edilemez; beslenemeyeceği ve iklimine uyum sağlayamayacağı ortama bırakılamaz. Ancak, yeniden sahiplendirme yapılabilir ya da hayvan bakımevlerine teslim edilebilir.Ticarî amaç güdülmeden bilhassa ev ve bahçesi içerisinde bakılan ev ve süs hayvanları sahiplerinin borcundan dolayı haczedilemezler.
    • Ev Ve Süs Hayvanı Satan Kişilere İlişkin Getirilen Temel Kurallar Nelerdir?
      • Ev ve süs hayvanı satan kişiler, bu hayvanların bakımı ve korunması ile ilgili olarak yerel yönetimler tarafından düzenlenen eğitim programlarına katılarak sertifika almakla yükümlüdürler.
      • Ev ve süs hayvanlarının üretimini ve ticaretini yapanlar, hayvanları sahiplenen ve onu üretmek için seçenler annenin ve yavrularının sağlığını tehlikeye atmamak için gerekli anatomik, fizyolojik ve davranış karakteristikleri ile ilgili önlemleri almakla yükümlüdür.
      • Ev ve süs hayvanları ile kontrollü hayvanlardan, doğal yaşama ortamlarına tekrar uyum sağlayamayacak durumda olanlar terk edilemez; beslenemeyeceği ve iklimine uyum sağlayamayacağı ortama bırakılamaz. Ancak, yeniden sahiplendirme yapılabilir ya da hayvan bakımevlerine teslim edilebilir.
  • HKK’da Hayvanlara İlişkin Yasaklar Nelerdir?
  1. HKK’da hayvanlara karşı yapılan eylemlerin yaptırımı suç olarak düzenlenmemiş, sadece idari para cezası getirilmiştir. Kanuna aykırılık halinde uygulanacak ceza, adli para cezası olmadığı için, söz konusu cezanın adli sicile kaydedilmesi, eylemlerin tekrarlanması halinde tekerrür hükümlerinin uygulanması mümkün olamamaktadır[9].
  2. Hayvanlara kasıtlı olarak kötü davranmak, acımasız ve zalimce işlem yapmak, dövmek, aç ve susuz bırakmak, aşırı soğuğa ve sıcağa maruz bırakmak, bakımlarını ihmal etmek, fiziksel ve psikolojik acı çektirmek 2021 yılı itibariyle 1033 TL idari para cezası ile cezalandırılmaktadır.
  3. Hayvanları, gücünü aştığı açıkça görülen fiillere zorlamak, hayvanların kesin olarak öldüğü anlaşılmadan, vücutlarına müdahalelerde bulunmak 2021 yılı itibariyle 1033 TL idari para cezasıile cezalandırılmaktadır.
  4. Hayvanları hasta, gebelik süresinin 2/3’ünü tamamlamış gebe ve yeni ana iken çalıştırmak, uygun olmayan koşullarda barındırmak 2021 yılı itibariyle 1033 TL idari para cezası ile cezalandırılmaktadır.
  5. Hayvanlarla cinsel ilişkide bulunmak, işkence yapmak2021 yılı itibariyle 1033 TL idari para cezasıile cezalandırılmaktadır.Hayvanlarla insanların cinsel ilişkiye girmesi suç olarak düzenlenmemiş, söz konusu eylem sonucu yaptırım olarak idarî para cezası verileceği ifade edilmiştir. Bu düzenlemenin çok önemli bir eksiklik olduğu görülmekte olup maddenin hayvanlara yapılan tecavüzleri engellemeyeceği açıktır[10].
  6. Sağlık nedenleri ile gerekli olmadıkça bir hayvana zor kullanarak yem yedirmek, acı, ıstırap ya da zarar veren yiyecekler ile alkollü içki, sigara, uyuşturucu ve bunun gibi bağımlılık yapan yiyecek veya içecekler vermek2021 yılı itibariyle 1033 TL idari para cezasıile cezalandırılmaktadır.
  7. Pitbull Terrier, Japanese Tosa gibi tehlike arz eden hayvanları üretmek; sahiplendirilmesini, ülkemize girişini, satışını ve reklamını yapmak; takas etmek, sergilemek ve hediye etmek 2021 yılı itibariyle 10.434 TL idari para cezası ile cezalandırılmaktadır. Toplum içerisinde saldırgan olmaya eğilimli olduklarına ilişkin bir inancın var olduğu bazı ırklara ilişkin yasakların getirilmiş olması, “türcülük” ideolojisinin sürdüğünün göstergesi olarak algılanabilir. Zira hayvanların tehlikeli ve saldırgan olmalarının altındaki nedenin, hayvanın türünden değil; yetiştirilme ve eğitilme yönteminden yani insandan kaynaklı olabileceği gerçeğini de göz ardı etmemek gerekir[11].
  • 5326 sayılı Kabahatler Kanunu (Bundan böyle KK olarak anılacaktır).
    • HKK’nda Yer alan İdari Para Cezalarına Karşı Başvuru Yolları Nelerdir?
      • Hayvanlara karşı yöneltilen ve kabahat teşkil eden fiillere yönelik yaptırım, idari para cezasıdır.
      • İdari para cezalarına ilişkin itirazlar, KK’nun 27. Maddesi uyarınca sulh ceza hâkimliğine yapılabilir.
      • KK’nun 27. Maddesi çerçevesinde, idarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idarî yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç on beş gün içinde Sulh Ceza Hâkimliğine başvuru yapılabilir.
      • KK’nun 28. maddesinin 10. fıkrası uyarınca uygulanan idari para cezasının 3000 TL ve altı için yapılacak başvuru neticesinde Sulh Ceza Hâkimliğinin vereceği karar kesindir.
      • Dolayısıyla HKK’nun 14. maddesi ile yaptırım öngören diğer maddelerinde sayılan yasaklı eylemlerin işlenmesi sonucu verilecek idari para cezalarının birçoğu sulh ceza hâkimliğince alınacak karar sonrası kesinleşecek, bu karara karşı Ceza Muhakemesi Kanununda düzenlenmiş olan ve Sulh Ceza Hâkimliği kararına karşı yapılabilen “itiraz” kanun yoluna başvurulamayacaktır.
  • Hayvan Hakları İhlali Tutanağı Nedir?Hayvan hakları ihlali tutanağı, Hayvanların Korunmasına Dair Uygulama Yönetmeliği’nde yer almaktadır.Bu tutanakta; yasaklı eylemi yapan kişinin adı, soyadı ve kişisel bilgileri, HKK’da ihlal edilen hüküm ve yaptırımı olarak verilen idari para cezası, bu yaptırıma ilişkin olarak başvurulacak mercii ve süresi,  idari para cezasının ödeneceği kurum bilgisi bulunmaktadır.
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (Bundan böyle TCK olarak anılacaktır)
  • Sahipli Hayvanı Öldüren, İşe Yaramayacak Hale Getiren veya Değerinin Azalmasına Neden Olan Kişiye TCK’da Getirilen Yaptırımlar Nelerdir?[12]
    • TCK’nun 152. Maddesi 2. fıkrası çerçevesinde, başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hale getiren veya kirleten kişi, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. 
    • Haklı bir neden olmaksızın, sahipli hayvanı öldüren, işe yaramayacak hale getiren veya değerinin azalmasına neden olan kişi hakkında yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.
    • Görüleceği üzere, maddenin uygulanabilir olması açısından kanun şikâyet şartını aramıştır.
    • Korunan hukuksal yarar, hayvanın yaşama hakkı veya vücut bütünlüğü değil, bireylerin mülkiyet hakkıdır. 
    • Suçun konusunu sadece sahipli hayvanlar oluşturmaktadır. Dolayısıyla sahipsiz, başıboş hayvanların kasten öldürülmesine karşı söz konusu maddenin hükümleri uygulama alanı bulmayacaktır.
    • Söz konusu hükümde sayılan eylemler dışında hayvanlar aleyhinde işlenebilecek diğer eylemlere karşı hayvanların korunması mümkün olmayacak; işkence, kötü muamelede bulunma veya cinsel eylemlerde bulunma suç teşkil etmeyecektir.
    • Öte yandan suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olup ceza hukuku koruması ancak hayvan sahibinin şikayeti ile devreye girecektir.
    • Dolayısıyla hayvan sahibinin, suçun faili ile anlaşması veya uzlaşması halinde failin cezalandırılabilmesi mümkün olmayacaktır. Kişinin kendisine ait bir mal üzerinde söz konusu suçun işlenememesinin doğal bir sonucu olarak sahipli hayvanın sahibi tarafından kasten öldürülmesi, işe yarayamayacak hale getirilmesi veya değerinin azalmasına neden olunması halinde de bu madde hükümleri uygulanamayacaktır.
    • Suçun yaptırımı olarak hapis cezası veya adli para cezası öngörülmüş olup, bu cezaların seçimlik ceza olması sebebiyle uygulamada pek çok durumda hâkim adli para cezası verecek; hapis cezası verse bile bu cezanın ertelenmesine veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilecektir. Öngörülen bu yaptırımlar çerçevesinde hayvanları ve onların en temel haklarını etkin ve etkili koruyabilmek mümkün olamayacaktır.
    • Hayvan Hırsızlığına İlişkin TCK’da Öngörülen Yaptırımlar Nelerdir?[13]
      • TCK’nun 141. maddesi çerçevesinde, zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
      • Hırsızlık suçunun büyük veya küçükbaş hayvan hakkında işlenmesi hâlinde, beş yıldan on yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
      • Büyük baş hayvan tanımına sığır, manda, at, deve, devekuşu ve domuz girmektedir.
      • Küçükbaş hayvan tanımına: koyun, keçi ve tavşan girmektedir.
      • Tavuk, ördek, kaz, gibi gelir getiren hayvanlar ise tanım kapsamı dışında bırakılmıştır.
      • Sadece gelir amaçlı üretilen ve kullanılan “büyükbaş ve küçükbaş” hayvanlar söz konusu suç tipinde sayılmıştır.
      • Bu düzenleme ile korunan hukuki yarar, esasen hayvana ait değerler değil, kişilerin malvarlığı değerleridir. Yani burada sayılan hayvanlar bir nevi insana ait bir eşya olarak görülmektedir. Dolayısıyla, sahipsiz, sahipli kedi, köpek vb gelir getirse bile kaz, tavuk veya ördek vb. hayvanlara karşı “nitelikli” hırsızlık suçundan hüküm kurulamayacak ancak Türk Ceza Kanununun 141. maddesi uyarınca “basit” nitelikteki hırsızlık suçundan hüküm kurulabilecektir.
    • Hayvanın Tehlike Yaratabilecek Şekilde Serbest Bırakılması Suç Mudur?
      • TCK’nun 177. Maddesi çerçevesinde gözetimi altında bulunan hayvanı başkalarının hayatı veya sağlığı bakımından tehlikeli olabilecek şekilde serbest bırakan veya bunların kontrol altına alınmasında ihmal gösteren kişi, altı aya kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
      • Burada bahsedilen suç, hayvana yönelik bir tehlike değil bizzat hayvanın yaratacağı tehlikeden kaynaklanmaktadır. Bu suç ile korunan hukuki menfaat, insanların yaşama ve sağlık hakkıdır.
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (Bundan böyle TBK olarak anılacaktır)
    • TBK’na Göre Hayvan Bulunduranın Sorumluluğu Nelerdir?
      • Bir hayvanın bakımını ve yönetimini sürekli veya geçici olarak üstlenen kişi, hayvanın verdiği zararı gidermekle yükümlüdür.
      • Hayvan bulunduran, bu zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat edersesorumlu olmaz.
      • Hayvan, bir başkası veya bir başkasına ait hayvan tarafından ürkütülmüş olursa, hayvanı bulunduranın, bu kişilere rücu hakkı saklıdır.
  • YENİ YASADAN BEKLENTİLERİMİZ
  • Hayvanlar canlı varlıklardır; duyarlılığa sahiptir.
  • Hayvanların doğuştan gelen haklara sahip olduğu kabul edilmelidir.
  • Hayvan hakları, tıpkı insan hakları gibi yasalarla korunmalıdır. Hayvanın, mal değil, can olduğu kabul edilmelidir.
  • Hayvana şiddet kabahat olmaktan çıkarılmalıdır. Çünkü hayvana şiddet kabahat olarak değerlendirildiğinde, sadece idari para cezası söz konusu olmaktadır.
  • Hayvana şiddet suç olarak kabul edilmelidir. Suç olarak kabul edildiğinde cezai yaptırımlar sayesinde caydırıcılık sağlanma ihtimali yüksektir.
  • Suç olarak kabul edilmesi gereken fiillere örnekler:
  • Bir hayvan neslini yok etme,
  • Hayvanı öldürme,
  • Dövüştürme,
  • Hayvana acımasızca ve zalimce eylemlerde bulunma,
  • Hayvanların cinsel istismarı,
  • Kaçak avcılık, olarak sayılabilir.
  • Sahipli hayvan, sahipsiz hayvan ayırımı kaldırılmalıdır.
  • Belediye mevzuatında hayvan haklarının korunmasına ilişkin esaslar somut olarak yer almalıdır.

KAYNAKÇA


[1] YILMAZ, Halil, “Hayvan Haklarına Bakış”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, S. 62, 2006, s. 212-213.

[2] BABAYİĞİT, Yasemin, Hayvan Hakları Hukuku, 1. baskı, Adalet Yayınevi, Ankara, 2020, s. 43.

[3] BABAYİĞİT, s. 44.

[4] BABAYİĞİT, s. 44.

[5] YILMAZ, s. 214.

[6] CUMALIOĞLU, Emre, “Medeni Hukukta Hayvan Hakları ve Hayvanlar Üzerindeki Hak”, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Prof. Dr. Şeref Ertaş’a Armağan, C. 19, Özel Sayı, 2017, s. 575. (Erişim Tarihi: 04.04.2021).

[7] BABAYİĞİT, s. 46.

[8] CUMALIOĞLU, s. 577.

[9] İNCİ, Zekiye Özen, “Güncel Gelişmeler Işığında Türkiye’de Hayvanların Ceza Hukuku Bakımından Korunması”, İstanbul Aydın Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 5, S. 1, s. 15-16.

[10] ÇOBANOĞLU Nesrin / TAMZOK, Hülya / KÜK, Mustafa, Hukuki ve Etik Boyutlarıyla Sokak Hayvanları, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, C. 4, S. 1, s. 266-270.

[11] AKBULUT, Onur / ÇOBANOĞLU, Nesrin, Türk Hukukunda Hayvanların Korunmasına İlişkin Yasal Mevzuat ve Bu Mevzuata Göre Hayvanların Hukuki Durumları, Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Yıl 2020/1, S. 36, s. 18.

[12] İNCİ, s. 11-13.

[13] İNCİ, s. 10-11.


Bunlar da ilginizi çekebilir: