Eskişehir’de Bir Gün

Berkay ÖZDEMİR

Eskişehir gezi
"Tarihler 31 Temmuz 2017’yi gösteriyordu. Final sınavlarını henüz vermiş bir hukuk fakültesi 2. sınıf öğrencisi iken ülkemizin “öğrenci şehri” olan Eskişehir’e stres atmak için 10 kişilik bir arkadaş grubum ile gezi düzenledik. Ulaşım aracı olarak da kendimize yüksek hızlı treni seçtik. Hepimiz de ilk kez Eskişehir’e gideceğimiz için çok heyecanlı ve bir o kadar da bilgisizdik. Sadece Eskişehir denince akla ilk gelen kavramları biliyorduk: Çibörek, Porsuk Çayı, Devrim Arabaları, Hızlı Tren, Odunpazarı Evleri." 

Berkay Özdemir'in güzel kaleminden Eskişehir'i merak edenler için; bir günlük Eskişehir hikayesi...

GEZİ HAZIRLIKLARI

2017 Temmuz ayının ortalarına gelindiğinde Eskişehir’e gitme kararını alıyoruz ve ben TCDD’yi telefonla arayarak 10 adet bilet rezerve ediyorum. Ardından internette kısa bir gezintiye çıkarak Eskişehir’de günübirlik ne yapılır, nerede ne yenir, nereler gezilir gibi sorulara yanıt arıyorum ve anında bir karar veriyorum: Ne araba, ne bisiklet kiralayacağız; ne de toplu taşıma kullanacağız.

Tüm şehri yürüyeceğiz! Çünkü yürürken şehri anlayabilirsin, kokusunu içine çekebilirsin, insanını tanıyabilirsin, tarihini yaşayabilirsin. 

Tüm ekipte hazırlıklar birkaç gün önceden başlıyor. Kahvaltının Porsuk Çayı kenarında piknik şeklinde yapılması kararlaştırıldığı için gerekli yiyeceklerin hazırlanması lazım. Kimimiz kek yapmayı üstlenmiş kimimiz poğaça. Menümüz gayet zengin: Mercimek köftesi, makarna salatası, kakaolu kek, termosta sıcacık çay. Klişe bir şekilde erkekler ise içecek, bardak, sofra örtüsü, peçete gibi emek gerektirmeyen (!) işleri üstlenmişler. Ama olsun iyi bir ekip çalışmasının temel öğesi, tüm malzemelerin eşit derecede önemli olmasıdır. Sofra örtüsü olmasa çimlere oturup güzel kıyafetlerinizi çamur edebilirsiniz ya da içecek olmasa yiyecekleri kuru kuru yiyemezsiniz.

YOLCULUK BAŞLIYOR

31 Temmuz sabahı erkenden kalkıyorum. Önceki geceden çocuklar gibi heyecanla hazırladığım çantamı kapının önüne koyuyorum. Çantamda neler var? Pikniğimiz için götüreceğim havlu peçete, plastik bardak, plastik tabak ve çeşit fazlalığı olması için 2 çeşit meyve suyu var. Kendim için ise güneş gözlüğüm (Ankara ile birebir aynı iklime sahip olduğunu eklemeden geçemeyeceğim), fotoğraf çekmelere dayanamayacak telefonum için %100 dolu bir powerbank, sıcak hava karşısında kaybedeceğim suyun yerini tutacak kocaman bir şişe su var. 

Çok açsınızdır ama heyecan iştahınızı kapatmıştır ya bir şey yiyesiniz gelmez ya, işte 31 Temmuz sabahının kahvaltısı da benim için öyle oldu. Tıpkı lise veya üniversite giriş sınavlarına girdiğim günlerinin sabah kahvaltılarında olduğu gibi. Tam ve gereği gibi olmayan bu kahvaltının ardından çantamı sırtlanıyorum, ailemle vedalaşıyorum (hâlbuki akşam yemeğine evde olacağım) ve yüksek hızlı tren garına gitmek üzere yola koyuluyorum. 

Eskişehir gezi
Resim 1: Yolculuğun İlk Durağı

YÜKSEK HIZLI TREN İLE ESKİŞEHİR

45 dakikalık bir otobüs yolculuğundan sonra gara ilk ben varıyorum, hayatımın her alanında buluşmalara en erken ve ilk vardığım gibi. Daha sonra arkadaşlarım da geliyor ve trene geçip yerleşiyor ve kalkış saatini bekliyoruz. Saat 08:10’u gösterdiğinde 90 dakikalık yolculuğumuz başlıyor. Duraklarımız Sincan Gar (2020 yılına gelindiğinde durak Eryaman YHT Gar olmuştur), Polatlı Gar ve son olarak Eskişehir Gar. Polatlı’ya kadar trenimiz adı gibi “yüksek hızlı” değil. Tüm gücünü Polatlı’dan sonra gösteriyor ve 255 km/h hıza ulaşıyor. Tabi yolda sohbet edenler de var, bölünmüş uykusunu tamamlayanlar da var, Instagram için hikâye çekenler de var. Ben ise en sevdiğim ulaşım aracının içinde olmanın vermiş olduğu huzurla yola bakıyorum. Elektrik direklerini, tarlalarda henüz hasat edilmemiş ürünleri, sabah kahvaltılarını yapmakta olan inekleri saniyeden kısa sürede geçiyoruz ve saat 09:40 olduğunda Eskişehir Gar’a geliyoruz. 

Eskişehir gezi
Resim 2: Eskişehir Tren Garı

İLK DURAK: PORSUK ÇAYI

Gardan indikten sonra tamamen doğaçlama şekilde gara çıkan sokağı takip ediyoruz ve Porsuk Çayı’na ulaşıyoruz. Çayın kenarında bir gölgelik bulup kuruluyoruz ve önceki günlerden heyecanla hazırladığımız yiyeceklerimizi açık büfe şeklinde diziyoruz kahvaltımızı yapmak için. Sabahın yakmayan güneşi, tadı unutulmayacak yemekler ve dost sohbeti birleşince unutulmaz bir an oluyor. O yüzden günübirlik gezilere tek başına gitmemek gerek!

Eskişehir gezi
Resim 3: Porsuk Çayı ve TÜLOMSAŞ Müzesi

TÜLOMSAŞ ve DEVRİM ARABALARI

Kahvaltımızı yaptıktan sonra Porsuk Çayı’nın pek de gezilmeye müsait olmayan bir yerinde TÜLOMSAŞ yazısı görüyoruz. Burası ülkemiz sanayi tarihi için çok önemli bir yer. Çünkü burada ilk yerli ve milli arabamız “DEVRİM” var. Adı gibi devrim niteliğinde bir mühendislik eseri. Türk mühendisler tarafından Türkiye’de Türk malı parçalarla üretilen biri siyah biri beyaz renkli 2 adet araba “Devrim”. 

ESKİŞEHİR TRAMVAYLARI

Müzeden çıkıyoruz ve ana cadde üzerinden yukarı yürümeye başlıyoruz. Bir kavşağa geldiğimizde köşede bir çay evi bize; “Gelin çay için de hararetinizi alsın.” diyor. Dediğini yapıyoruz ve çay içip daha öğlen olmadan sıcağa karşı kendimizce önlem alıyoruz. Yanımızdan bir tramvay geçiyor ve ben hayatımda ilk kez bir tramvay görüyorum. 

Ufak çay molasından sonra yürümeye devam ediyoruz. Yolda şehrin neredeyse ortasında kalan Atatürk Stadı’nı görüyoruz. Yenisi şehrin dışına yapılmış sonradan gördüğüm kadarıyla. Yürüdüğümüz yol tüm sıcağa rağmen gölgeli. Aşağıda gördüğünüz gibi:

Eskişehir gezi
Resim 4: Huzurlu Yol

ODUNPAZARI EVLERİ

Tüm bu yolu sohbetler ve meraklar eşliğinde yürüyoruz ve yaklaşık 1 kilometrelik bu serüvenden sonra ana bir kavşağa daha geliyoruz. Evlerin yapısındaki değişiklikten anlıyoruz ki doğru yere geldik: Odunpazarı Evleri!

Eskişehir gezi
Resim 5: Odunpazarı Evleri’nin Girişi

Odunpazarı Evleri, bence şehrin en otantik yeri. En yeninin içinde, modernizmin içinde eskiyi yansıtıyor. Yeniden yaşam enerjisi alarak dimdik ayakta duruyor. Ankara’dan gelenler burası için “Aaa aynı Beypazarı” ya da “Aaa aynı Hamamönü” diyebilir. Bence haklılık payları da var. Çünkü bu tip evler Orta Anadolu’nun bir simgesi. Yani siz bu evleri Safranbolu’da da Ankara’da da Sivas’ta da görebilirsiniz. Ahşap ve cumbalı yapıları ile aklınıza kazınır bu evler. Odunpazarı sokaklarında dolaşırken bizi hediyelik eşya dükkânları karşılıyor. Kiminde cam sanatları sergileniyor, kiminde ise şehri ekonomik ve turistik olarak ayakta tutan “lületaşı”ndan yapılan eserler sergileniyor. En ünlüsü de lületaşından yapılan fil ve pipo. 

Eskişehir gezi
Resim 6: Cam Sanatları Sergilenen Bir Dükkân

ATLIHAN EL SANATLARI ÇARŞISI

Sokak aralarında dolaşırken bir çarşı karşımıza çıkıyor: Atlıhan El Sanatları Çarşısı. Odunpazarı Belediyesi tarafından 2016 yılında yapılan bu eser, (yine Ankara’dan gelenler için) Hamamönü’ndeki Altındağ Belediyesi Sanat Sokağı’nı andırmakta. Selçuklu Devleti’ndeki han/kervansaray kültürünün yaşatılması niteliğinde olan bu çarşıda hediyelik eşyalar satılıyor ve oturup dinlenirken çayınızı yudumlayabileceğiniz bir çay ocağı da mevcut. 

Eskişehir gezi
Resim 7: Atlıhan El Sanatları Çarşısı

ŞELALE PARK

Çarşıdan çıkıyoruz ve yokuş tırmanmaya başlıyoruz. Amacımız şehre tepeden bakmak. Yaklaşık 20 dakikalık bir yürüyüşten sonra hedefimize ulaşıyoruz: Şelale Park. Burası adından da anlaşıldığı üzere şelalesi olan bir park. Şehrin seyir terası niteliğindeki bu park bir restoran, bir çocuk parkı ve bir de şelaleden oluşuyor. (Örneğim yine Ankara’dan gelecek) Ankara’daki 50. Yıl Parkı’na benzetebiliriz. 

Eskişehir gezi
Resim 8: Şelale Park

YEMEK SAATİ: MEŞHUR BALABAN KÖFTESİ

Parktan çıktıktan sonra çok yürümenin ve sıcağın verdiği aşırı yorgunluk ile 10 kişi 2 taksiye biniyoruz ve Odunpazarı Evleri’nin olduğu bölgeye tekrar iniyoruz. Çok acıktığımızı farkediyoruz ve tercihimizi köfteden yana kullanıyoruz. Karşımıza çıkan ilk restorana giriyoruz. Eskişehir’de yapılan bu köfteye “Balaban Köftesi” deniyor. İskender pidesi üzerine dökülen yoğurt ve domates sosunun üzerine eklenen közlenmiş biber ve köfteden oluşan bu lezzeti tatmanızı kesinlikle tavsiye ederim.

Eskişehir gezi
Resim 9: Balaban Köftesi

Yemeğimizi yiyip enerjimizi depoladıktan sonra günübirlik gezimizde şehir içinde kullandığımız tek toplu taşıma olan otobüsle Sazova bölgesine gidiyoruz. Burada 2 önemli yapı var: Biri Esminyatürk olarak bilinen Türk Dünyası Şaheserleri Parkı, diğeri ise Sazova Bilim Kültür Sanat Parkı

ESMİNYATÜRK

Esminyatürk’te sıcaktan korunmamız için bize şemsiye veriyorlar ve şemsiyelerimiz ile Türk tarihinde inşa edilmiş en güzel eserler arasında bir yolculuğa çıkıyoruz. Orhun Abideleri, Tac Mahal, Mostar Köprüsü, Osmanlı Medine Tren Garı, Selimiye Camii gibi eserleri geziyoruz ve ardından herkesin Şato olarak adlandırdığı yere gidiyoruz: Sazova Bilim Kültür Sanat Parkı.

Eskişehir gezi
Resim 10: Esminyatürk’ten Örnekler (Bilge Kağan, Kültigin ve Tonyukuk Anıtları olan Orhun Abideleri)
 
Eskişehir gezi
Resim 11: Resim 10: Esminyatürk’ten Örnekler (Selimiye Camii)

SAZOVA PARKI

Sazova Parkı, birçok sosyal etkinlik noktasını içinde barındıran bir yer. Çevresinde nostaljik bir tren ile gezinti yapılabiliyor. Bunun dışında korsan gemisi, kafeterya, içinde müzesi olan bir şato da var. Diyeceksiniz neden hiç müzelerden bahsetmiyor, çünkü bilgisiz ve dikkatsiz bir şekilde pazartesi günü Eskişehir’e gittik. Yani müzelerin kapalı olduğu gün…

Eskişehir gezi
Resim 12: Şato

PORSUK ÇAYINDA GEZİNTİ

Buradan çıktıktan sonra bakkaldan aldığımız ve 45 dakika aktarma süresi olan otobüs kartımızı kullanarak şehir merkezine hızlı bir dönüş yapıyoruz. Amacımız akşam serinliği çöktüğü için Porsuk Çayı’nda gezinti teknesine binmek. Otobüsle merkeze gelip 2 durak için tramvaya biniyoruz ve Çarşı durağında iniyoruz. Şehrin yaz aylarındaki tüm cafcafı güneşin etkisi azaldıktan sonra başlıyor. Hemen bir bilet alıyoruz ve ilk kalkacak olan tekneye kendimizi atıyoruz. Müzik başlıyor ve tekne hareket ediyor. Yarım saat süren bu yolculuk sohbetler ve çevreyi izlemekle 5 dakika sürüyor sanki. Kendimi Venedik’te gondola biniyormuşum gibi hissettiğimi itiraf etmeliyim. 

Eskişehir gezi
Resim 13: Porsuk Çayı Gezinti Başlangıç Noktası

ANKARA’YA DÖNÜŞ

Ardından trenimizin kalkış saati olan 20:13’e kadar şehir merkezindeki dükkanlara bakıyoruz, çekirdek ve dondurma alıyoruz. Hem günün yorgunluğunu atıyoruz hem de günü değerlendiriyoruz. 

Saatler 19:45 olduğunda Eskişehir Tren Garı’na geliyoruz ve trenimizi bekliyoruz. Müzeleri gezememenin verdiği burukluk ile trene geçiyoruz ve evin yolunu tutuyoruz.


2017 fiyatları ile Eskişehir için ne harcadım?

  • Yüksek Hızlı Tren Ekonomi Sınıfı Bilet (Gidiş-Dönüş): 48 TL
  • Balaban Köftesi: 14 TL
  • Belediye Otobüsü Bileti (1 binişlik): 2,50 TL
  • Porsuk Çayı Gezinti Teknesi Bileti: 5 TL

2020 fiyatları ile Eskişehir için ne harcanır?

  • Yüksek Hızlı Tren Ekonomi Sınıfı Bilet (Gidiş-Dönüş): 75 TL
  • Balaban Köftesi: Ortalama 20-25 TL
  • Belediye Otobüsü Bileti (1 binişlik): 3,50 TL
  • Porsuk Çayı Gezinti Teknesi Bileti: 9 TL
  • Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi: Tam 15,00 TL / Öğrenci 8,00 TL
  • Masal Şatosu Seans Ücreti: Tam 10,00 TL / Öğrenci: 5,00 TL

Berkay ÖZDEMİR’in diğer yazıları:

Son Yazılanlar