Dali, Freud ile tanıştığında

Dr. Tutku Taşkınoğlu

Sigmund Freud, Almanya Avusturya’yı ilhak edip Viyana'da Yahudi aleyhtarı saldırılarda artış olunca Nisan 1938'de Londra'ya kaçmıştı. Nazilerin kitaplarını nasıl yaktığını duyduğunda "Ne ilerleme kaydettik. Orta Çağ'da olsak beni yakacaklardı. Şimdi, kitaplarımı yakıyorlar’’ demiş, belki de gülümsemişti. O sene evinden uzakta sürgün hayatı yaşıyordu. Canı çok sıkkındı ama arkadaşı Stefan Zweig’in ısrarı ile Salvador Dali’yi evinde konuk etmeyi kabul etti. Dali ile Freud'un tanışma hikayesi sizlerle... Şimdi filmi biraz geri saralım. 

Dali’nin Freud hayranlığı

Dali, gerçeküstücülüğü kişisel tarzı olarak benimsemişti. Freud’un ‘’ruhun irrasyonel yönlerini tanımlamış olması” nedeniyle ona hayranlık duyuyordu. Yirmili yaşlarını Freud’un bilinçdışı, cinsellik ve rüyaların yorumu hakkındaki çalışmalarını okuyarak geçirmişti. Onunla görüşlerini paylaşmak istiyordu. İnsan davranışının bu büyük araştırmacısı ile buluşmasının, bir inananın Tanrı ile yüz yüze gelmesi kadar olağanüstü hissettireceğini düşlüyordu.

Dr. Tutku Taşkınoğlu Dr. Tutku Taşkınoğlu Dr. Tutku Taşkınoğlu Dr. Tutku Taşkınoğlu Dr. Tutku Taşkınoğlu Dr. Tutku Taşkınoğlu Dr. Tutku Taşkınoğlu
Sigmund Freud

Dali’nin Freud ile tanışma denemeleri

Dali, Freud ile tanışmayı daha önce de birkaç kez denemiş ama başaramamış; hayranı olduğu ve konuşmaya cesaret edemediği bu büyük psikoanalist ile Viyana’nın arnavut kaldırımlarında “uzun, hayali konuşmalar” yapmıştı. Rüyalarını, cinselliğini ve korkularını özgürce anlatırken Freud’un “perdelere yapıştığını” hayal etmişti.

Salvador Dali, Stefan Zweiag, Sigmund Freud Dr. Tutku Taşkınoğlu Dr. Tutku Taşkınoğlu Dr. Tutku Taşkınoğlu Dr. Tutku Taşkınoğlu Dr. Tutku Taşkınoğlu Dr. Tutku Taşkınoğlu Dr. Tutku Taşkınoğlu
Salvador Dali

Dali, Stephan Zweig’dan yardım ister

Dali, Freud ile tanışmaya kararlıydı. Avusturyalı yazar Stephan Zweig’den yardım istedi. Dali’nin çalışmalarına da hayran olan Zweig, Freud’a Salvador Dali’nin çağın tek dahi ressamı olduğunu söyleyip “Sanatında sana herkesten daha fazla şey borçlu olduğunu söylüyor ve tanışmak istiyor’’ diyerek buluşmaya ikna etti. 

Tanışma gerçekleşir ama…

Zweig, hayallere ve bilinçdışına olan ilgileri nedeniyle, Dali ve Freud’un iyi anlaşacaklarını düşünmüştü. Ancak gerçek hayal ettiği gibi olmadı. Freud, geleneksel sanattan yanaydı. André Breton‘la yaşadıklarından sonra gerçeküstücülere karşı temkinliydi ve hatta onlardan hoşlanmıyordu. Breton da Freud’un çalışmalarıyla derinden ilgilenmiş ve bilinçsiz düşünce ve arzulara özgür ifade vermek için “kendiliğinden” bir yazı tekniği geliştirmişti. ‘’Sürrealist manifesto’’sunda da Freud’a atıfta bulunmuştu. Dali’den farklı olarak Breton, Freud’la karşılaşmayı gözünde büyütmemişti ve daha cesurdu ama Freud’u etkileyememişti. Görüşmeleri istediği gibi geçmeyen Breton daha sonra Freud’u; “eski püskü danışmanlık odalarında çalışan bir pratisyen hekim“, “zarafetsiz yaşlı bir adam” olarak tanımlamıştı.

Dali’nin bir manifestosu yoktu ama Freud’a göstermek istediği eseri The Metamorphosis of Narcissus (Nergis Metamorfozu) vardı.

19 Temmuz 1938’de sonunda Freud’la tanışacağı gün Dali, eşi Gala yanında ve ‘The Metamorphosis of Narcissus’’ kolunun altında Freud’un evinin kapısında beklerken avluda bir bisiklet ve selesinde sürünen bir salyangoz gördü, bunu eskiz defterine not aldı.

Bir araya geldiklerinde sadece otuz dört yaşında olan Dali, seksen bir yaşındaki Freud’un “baba figürü”’nden korktu. Almanca bilmeyen Dali Fransızca konuşuyordu. Konuşması gergin ve sinirliydi. Freud, gözleri heyecanla yanan ilham verici Dali‘ye baktı. Zweig’e Almanca fısıldadı, “Şapka çocuğu fanatik gösteriyor.”

Sonra dönüp ‘’Bütün İspanyollar senin gibi mi?’’ diye sordu. Eğer öyleyse, bu İspanyol İç Savaşı’nı açıklayabilirdi. Freud’un şakasından hoşlanmayan Dali kendini kanıtlayabilmek için kimlik bilgilerini gösterircesine Freud’a içinde paranoya hakkında yazdığı bir makale olan dergiyi verdi. Freud göz ucuyla ve umarsızca baktı. Onun tatsız ilgisizliğinden rahatsız olan Dali, sesini istemeden daha keskin ve daha ısrarcı bir hale getirerek makaleye ilgi çekmeye çalışmış ‘’sürrealist bir saptırma değildi, ama gerçekten iddialı bir bilimsel makaleydi’’ demiş ve makalenin başlığını aynı anda parmağıyla da göstererek tekrarlamıştı. Freud ne düşündüğü anlaşılmayan bir ifade ile tekrar baktı. Sonra Dali’nin yanında getirdiği resmine (‘The Metamorphosis of Narcissus’’) dönerek ‘’Klasik resimlerde bilinçdışını arıyorum ama resimlerinizde bilinci arıyorum.’’ dedi.

Dali’nin canı sıkılmıştı. Freud’a resmini anlatan şiirinin gramofon kaydını da dinletmek isteyen Dali bunu da başaramadı. Freud, Gala ile sohbet ederken, Dali sessizliğine çekilip eskiz defterini çıkardı ve Freud’u çizmeye başladı.  Freud’un kafatası bahçede gördüğü salyangoza benziyordu; beyni bir çırpıda iğne ile çıkarılabilecek bir salyangoza!

Dali için hayalkırıklığı

Dali, Freud’la çok az konuştukları için görüşmeden mutsuz ayrılmış, hayal kırıklığına uğramıştı. Freud’u etkilemeyi bırakın, alay konusu olduğunu düşünüyordu.

Freud için yeni bir pencere

Oysa günler sonra Freud, Stefan Zweig’e bir mektup yazıp teşekkür etti: “O zamana kadar beni görünüşte koruyucu azizleri olarak seçmiş olan gerçeküstücüleri yüzde yüz aptal olarak görmeye meyilliydim. Bununla birlikte, o genç İspanyol, samimi fanatik gözleri ve inkâr edilemez teknik ustalığıyla fikrimi yeniden düşünmemi sağladı.’’

Zweig, Freud’a Dali’nin onu salyangoza benzettiği eskizini hiç göstermedi.

Dr. Tutku Taşkınoğlu Dr. Tutku Taşkınoğlu Dr. Tutku Taşkınoğlu Dr. Tutku Taşkınoğlu Dr. Tutku Taşkınoğlu Dr. Tutku Taşkınoğlu Dr. Tutku Taşkınoğlu
Dali’nin Freud’u salyangoza benzeterek çizdiği eskizi.

İşte Dali ile Freud’un tanışma hikayesi…

Freud’un gerçeküstücülükle ilgili fikrini değiştiren ‘The Metamorphosis of Narcissus’’ tablosunda Dali ne anlatmaktaydı?

Dali, ünlü eserinde Ovid olarak da bilinen Publius Ovidius Naso isimli Romalı şairin Metamorphoses eserini gerçeküstü bir bakış açısıyla resmetmiştir. Eserde, sudaki “yansımasına” âşık olup kara sevdaya tutulan Narcissus’un kendine ulaşmaya çalışırken tanrıları çok kızdırıp sonunda da bir çiçek olarak ölümsüzleştirilmesi anlatılmaktadır.

Dr. Tutku Taşkınoğlu Dr. Tutku Taşkınoğlu Dr. Tutku Taşkınoğlu Dr. Tutku Taşkınoğlu Dr. Tutku Taşkınoğlu Dr. Tutku Taşkınoğlu
Publius Ovidius Naso (Ovid)

Dali, ‘The Metamorphosis of Narcissus’’ eserinde, yansımayı anlatmak için çift görüntüler kullanmıştır. Dali, bu tablo için yazdığı (ama Freud’a dinletemediği) şiirin önsözünde 2 balıkçı arasında aynaya bakan bir adamı gözlemleyerek başladığını yazmaktadır. Biri neyin yanlış olduğunu sorar ve diğeri kafasında bir ampul olduğunu söyler. Dali, bunun psikolojik olarak bir komplekse karşılık geldiğini “Bir erkeğin kafasında ampul varsa, her an çiçeğe dönüşebileceğini söylüyor Narcissus!” diye açıklar.

Tablonun ortasında karşılıklı iki el vardır. Bu iki el de nergis çiçeğine dönüşen Narcissus’u parmaklarının arasında tutmaktadır. Gri elde çiçek daha net görünmektedir ve doğumu simgeler. Narcissus’un vücudunu yansıtan diğer elin saçındaki nergis çiçeği ise solmuş yani ölüdür. Ölü nergis, çiçek açan nergisin çiçek açtığı yumurtadaki çatlakta yansıtılır.

Narcissus, Dali ve Gala

Dr. Tutku Taşkınoğlu Dr. Tutku Taşkınoğlu Dr. Tutku Taşkınoğlu Dr. Tutku Taşkınoğlu Dr. Tutku Taşkınoğlu
Dali ve eşi Gala

Narcissus’un varlığını ve yokluğunu temsil eden eller, Dali’nin kendisi ve büyük aşkı Gala’yı da anlatır. Bir başka anlatımla Dali, Gala ile arasındaki çalkantılı ve sıra dışı ilişkilerini ölüm ve yaşam olarak imgelemiştir.

Dali, ondan 10 yaş büyük karısı Gala’yla yalnızlığını sona erdirerek, korkularını ve cinsel kaygısını hafifletmiştir. Freud, nevrozlu bir kişinin, sevgisini ideal egosunun yerine getirilmesini temsil eden birine yönlendirerek narsisistik memnuniyeti yeniden kazanmaya çalışabileceğini öne sürmüştür. Uygun bir ideal aşk nesnesi olan bu “sevgi ile tedavi”, o kişiyle olan ilişki yoluyla semptomları hafifletebilir; bununla birlikte partnere aşırı bağımlılığa yol açabilir. İşte Dali’nin Gala’yla yaşadığı da budur.


Bunlar da ilginizi çekebilir:

İnsan Kendi ile Kaç Kere Tanışır?

Müzede insan kendini nasıl yeniden keşfeder? Aynı eseri, bir başka pencereden nasıl gözlemler ve hatta kendi eserini yaratır? Müze ile yaratıcılık, sanat ile kişisel gelişim nasıl buluşur? Avukat ve Müze Eğitimcisi Birgül Feyzioğlu, müzeler haftasının ardından müze eğitiminin önemini yazdı. Türkiye Barolar Birliği Hukuk Müzesi’nde düzenlenen eğitimlerdeki tecrübelerini aktardı. Müzeli günler özlemi ile…

Slide 2
Av. özge üstün

Roma’da toplum düzeninin sağlanması için yüz yıllar önce uygulanmaya başlayan birçok hukuk kuralı, günümüz yasalarının temelini oluşturmaktadır. Giresun Barosu’ndan Avukat Özge Üstün, Roma Hukuku’ndaki çocuk hakları düzenlemelerini inceledi.

Slide 3

Bu yazıda sizlere “korona öncesi hayatımızın” önemli hafıza, tarih ve kültür mekanlarından olan Erimtan Müzesi’ni tanıtacağız. Arkeolog Sinem Ayabak yazdı.

previous arrow
next arrow

Son yazılanlar: