Bir Elektronik Beyincinin Anıları: Bölüm III

Ahmet Selim BOZOK

Ahmet Selim Bozok

Profilo Günleri

Profilo Grubu, dönemin büyük sanayi kuruluşlarını bünyesinde barındırıyordu o zamanlar. Mecidiyeköy de Holding binası, şimdiki Profilo AVM nin yerinde Telra televizyon fabrikası, yanında Profio Servis ve Çerkezköy de de yeni açılmış beyaz eşya üretim tesisi (PEG).

Müdür aramalarının nedeni de eski Honeywell sistemlerini yenisi ile değiştirme kararı almışlar, ondan sonra da müdürleri “ben gidiyorum” demiş.

İşe, Otosan da olduğu gibi hiç bir şey bilmeden değil, aksine tüm ticari sistemlerin tasarlanması ve kodlamasında çalışmış deneyimli bir Bilgi İşlemci olarak giriş yapıyordum üstelik kurulu bir sistem ve oturmuş bir kadro da hazırdı.

Profilo daki ilk günlerimde katılımımın bir fark yarattığını hissettirmek için sabırsızlanıyorum. Şirket sahibi Jak Kamhi her sabah işe geldiğinde öncelikle önündeki Terminali açıp o günkü kurlara bakıyor. Bilgisayar sistemindeki en önemli 2 program günlük kur girişi ve kur sorgulama. Programcıya sordum “ girilen tarihte kur yoksa program ne yapıyor? “Hatalı tarih -kur yok” mesajı veriyor”. Virginia Polytechnic de Operations Research dersi almışım, orada Forecasting ve Moving  Averages kavramını öğrenmişim, ortalamaları hesaplarken değerleri 0 dan küçük bir katsayı ile çarparak dalgalanmaları azaltmak. İşte aradığım fırsat.  Yöntemi programcıya anlattım, 0.85 katsayı kullanarak kur tahmini yap. Kullanıcının girdiği tarih için sistemde kur yoksa tahmin değerini göster. Anlı şanlı ekonomistlerin yapamadığını biz yapacağız.

Program devreye girdi, kimseden iyi, kötü  geri dönüş yok. Aradan zaman geçti, bir sabah sekreterlikten acil çağrı “çabuk birisi bay Jak a gitsin”.  O sabah kurlar girilmemiş, bay Jak da her sabah olduğu gibi kura bakmış. Bizim akıllı program da olmayan kur yerine Virginia Polytechnic kurunu  göstermiş. Bay Jak şüphelenmiş gördüğü kurdan, bir süre sonra tekrar bakınca bu sefer de gerçek değeri görmüş, kurun değiştiğini fark etmiş , gazeteye bakmış sonra da “çağırın bilgi işlemden birisini”. Hemen programı eski haline getirdik, bu da bana iyi bir ders oldu. “Her parlak fikirin sonu iyi bitmeyebilir”.


Profilo grubundaki Honeywell günlerim kayda değer bir gelişme olmadan devam etti. Her 2 fabrikaya üretim planlama ve stok takip sistemleri tasarladık. Daha sonra da IBM AS/400 e geçiş yapıldı. Bu da büyük gurur duyduğum ikinci özgün projedir. Standard uygulamalar aynen taşındı, fakat mevcut satış-sipariş sisteminin yeniden tasarlanması gerekiyordu. O günlerde data hatları artık bağlanıyordu ama güvenli değildi. Tasarım kriterimiz 7 bölge müdürlüğü kendi AS/400 ünde sistemlerini çalıştırsın, yarattıkları her kayıt İstanbul sistemine transfer olsun, eğer hatlarda veya Istanbul sisteminde sorun olursa kayıtlar biriksin, sonra transfer olur. Tasarımı, kodlaması bütünü  ile kendimize ait son derece başarılı, dağıtılmış sistem mimarisinde o günlerde benzeri olmayan Satış-Sipariş sistemi hazırlamıştık. Hazırlık süresinde şirket genel müdürü sürekli beni arar, “nerede kaldı bu sistem” diye serzenişte bulunurdu. Bir gün gene aradı, “yapamadınız bu işi” nin karşılığı da “kolaysa gelin siz yapın” oldu, o da beni koordinatöre şikayet etti.

IBM AS/400

Çalışma hayatıma Burroughs sistemle başladım, sonra sırası ile Honeywell, IBM AS/400, Sun Microsystems, Son olarak olarak da IBM Windows Server. Bunların arasında favorim açık ara IBM AS/400 dür. Hiçbir sistem AS/400 kadar güvenli, yönetilmesi kolay olmadı.  Yeni nesil AS/400 ler IBM Power Systems olarak devam etmektedir.

O günlerin güzel anısı sıklıkla yaptığımız saat ve kalem toplantıları idi. Kapalı bir grubumuz vardı, 2 Selim ve bay Pali. Selim II satın alma Müdürü, Pali de Kamhi ailesinden. O gün hangi saat kolda, gösterilir, yorumlar yapılır ender de olsa takaslar gerçekleştirilirdi. Blancpain, Omega, Parker’lar elden ele dolaştırılır, kola takılır, yazı  denemeleri yapılırdı. O zamanlar Seiko merakım başlamamış, hızlı bir Rolex’ciyim. Selim Bey in de çok güzel bir vintage Rolex i var, tüm çabamız Pali’ye de bir tane aldırabilmek. Henüz Aliexpress’in A’sı bile yok, ucuz saatler Beyazıt Rus pazarında. Gidip Rolex yerine Rus Vostok almışlığımız bile vardı.

1996 yıında Profilo Elektrikli Gereçler’in Bosch Siemens Elektrikli Ev Gereçleri’ne satılması ile de çalışma hayatımın 3. Dönemi başlamış oldu.


Bosch-Siemens Bilgi Sistemleri Direktörü

Bosch-Siemens dönemimdeki önemli proje de IBM MAPICS kurumsal kaynak planlama sisteminden SAP yazılımına geçiş projesidir. SAP Almanların kararı idi. Tüm kuruluşlarında sistem standardizasyonu hedefliyorlardı.

Fabrika ekibi dönemin Türkiye deki en büyük SAP projelerinden birisini zamanında ve bütçe sınırları içinde tamamlamıştı.

Bir kuruluşta bilgi sistemlerinin yenilenmesi ile yeni bir eve taşınma arasında benzerlikler vardır.

EvBilgi Sistemi
(Seçim Kriterleri)FiyatFiyat
M2Büyüyebilme
ManzaraFonksiyon Zenginliği
Sağlam BinaGüvenilir Marka
SemtMarkanın Bilinirliği
(Taşınma hazırlıkları)Nakliyeci BelirlemeProje Ekibi Belirleme
Hangi Eşya Hangi OdayaData Mapping
Atılacak Eşyaların TespitiData Elimination
Ev Halkının Yeni Evi GezmesiTest
(Taşınma)Tarih BelirlemeTarih Belirleme
Eşyaların AmbalajlanmasıVerilerin Ara Dosyalara Yüklenmesi
Yeni Evin TemizliğiYeni sistemin Temizliği
NakilDosyaların Yeni Sisteme Yüklenmesi
Oda Anahtarlarının DağıtımıYetkilendirme
YerleşmeAra Dosyalardan Sisteme Yükleme
Yeni Evde İlk GeceCanlı Kullanımın İlk Günü
Taşınma Sırasında Hasar Görmüş Eşyaların TamiriProgram Hatalarının Tespiti ve Giderilmesi

Hazır bir yazılım paketi kullanılmaya başlanınca yaratıcılık da sona erer, zamanın çoğu sistemin düzgün ve sorunsuz yürütülmesine yoğunlaşır. Paket ile uyumlu programlar yazılabilir, fakat bunun riski de her version değişikliğinde bunların da elden geçirilmesi zorunluluğudur.

SAP yazılımına geçiş sonrası işler normal seyrinde giderken bir gün Almanya dan sistemciler geldi. “Karar alındı, tüm SAP sistemleri Almanya’da tek sistemde konsolide edilecek” müjdesini verdi.

Bu kararın önemli yansımaları olacaktı. Sordum “Almanya’ya bağlanarak çalışılacağına göre iletişim maliyetlerindeki artış ne olacak, yazılım geliştirme görevleri nasıl dağıtılacak? Buradaki sistemde ne yapılacak?”. Cevap o gün verilmedi, bir hafta sonra da yollarımız ayrıldı.

Ender de olsa eski ekibimden haber alıyorum. Dönemin en iyilerinden SAP Kadrosu dağıtılmış, çoğu karar artık merkezden alınıyormuş. Bu da globalizasyonun kaçınılmaz sonuçlarından biri.


2004-2014 Boğaziçi Üniversitesi ve Ekber’in Çatısı

Önce RC den sınıf arkadaşım Öktem Vardar aradı. O zaman Boğaziçi Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü Başkanı idi. “Makinecilere Bilgisayara Giriş dersi verir misin?” sorusuna karşılık öğretim görevlisi oldum. Bir sonraki sene de Yönetim Bilimleri Bölümü, Kurumsal Kaynak Planlama dersini vermemi önerdi. 7 sene her dönem 1 ders verdim ve öğrencilerin devamsızlığı ve ilgisizliğini saymaz isek, çok keyif aldım.

O günlerde bir uçak yolculuğu sırasında Ekber Onuk’a rastlamam da Yonca-Onuk deneyiminin başlangıcı oldu. Küçük bir proje ekibi ile bir ERP yazılımı kuruldu ve 6 ay sonra canlı kullanıma geçildi. Bugün bir değerleme yaparsam gelinen seviye hedeflenen olamadı. Bunun en büyük nedeni kullanılan yazılımın tersanedeki, bir mamul, 6 ay üretim modeline uygun olmaması idi. Seri üretim ile “batch production” modeli birbirinden çok farklı. Gene de entegre  bir muhasebe sistemi projenin olumlu sonucu oldu.

Ekber ile 60’lı yılların SJ sınıfından sonra tekrar aynı çatı altında çalışmak keyifli bir deneyim idi. Buna ilaveten başka bir safkan Otosan’lı Erol Batur’un Onuk Cars’a katılması ile Tuzla’da, Ford’u ayıklanmış küçük Otosan kurulmuş oldu. Üretimde Erol, Bilgi İşlem de ben, tasarımda Eralp Noyan, mühendislikte Ekber.

Aranızda Haliç Rahmi M. Koç Müzesini gezmiş olan varsa oradaki 60’lı yılların Cadillac ve Buick’lerini muhakkak görmüşsünüzdür ve aklınız kalmıştır. Arabaların çoğu Erdoğan Gönül’ün idi ve restorasyonları da Erol tarafından yapılmıştı. Erol’un bana anlattığı güzel bir anı var. “Boğazda bir klasik oto toplantısına gidiyoruz. Bir açık Cadillac’ı Erdoğan bey, diğerini de ben kullanıyoruz. Kırmızı ışıkta durduk, yanımdaki sürücü bize bakmaktan ışığı göremedi önündeki araca çarptı”.

İyi niyetle yapılmış bir hackleme

2000’li yıllardayız. Zamanım Boğaziçi Üniversitesi ve Yonca-Onuk arasında geçiyor. Artık Google günleri başlamış. Bir sabah gmail hesabıma giriş yapamadım. “Wrong password”. İşim vardı sonra ilgilenirim dedim. Bir süre sonra telefonum çaldı. “Selim Bey?” Benim buyrun? ”Ben Salih Bozok. Sizi Fransa’dan arıyorum. Dün yanlışlıkla sbozok@gmail.com’a giriş yapmak istedim. Hatalı şifre mesajı alınca Şifremi Unuttum’u seçtim. Favori takım  hangisi diye sordu. Cimbom dedim ve hesaba giriş yaptım. Fakat gördüm ki hesap benim değil. Kayıtlı telefon numaranızı profilinizden aldım, hesabın yeni şifresi ######”. Atatürk’ün yaveri Salih Bozok’un torunu Salih Bozok ile bu şekilde tanıştık. Eskiden bana sorarlardı “İsminiz?  Selim Bozok. Salih Bozok ile akrabalığınız var mı?” Hayır yok. Ama artık aynı soruya “arkadaşımdır” cevabını veriyorum.

Şimdi de diğer sbozok@gmail anlatıyor:

“Ahmet Selim Bozok bey… Bu yazdıklarınız tamamını kaleme aldığınızda bugünün ve yarının kuşaklarını aydınlatacak bir kitapçık veya bir kitap olabilir. Büyük ilgiyle okuyorum. Sizinle tanışmamı da burada dostlarınızla paylaşmak isterim. İlginç olay biliyorsunuz. Kendime bir Gmail hesabı açmıştım, ama bir süre kullanmadım. O dönem Yahoo ve Hotmail hesaplarım vardı. Bir gün Gmail’imi açmaya çalıştım. Bir tereddüt, ne isim vermişim ASBozok’mu? SBozok’mu?  Password işlemiyor, başka bir kombinasyon deniyorum ve taraftarı olduğum takımla ilgili bir kod kullandım, açılıverdi ama…? Benim hesap değil… Ahmet Selim Bozok hesabı! Oradaki verilerden kendisine ulaştım, durumu bildirdim… Böyle tanıştık! Yani bilgisayar tanışıklığı. Ama ortak dostlarımız olduğunu da bu sayede öğrendik…”


Bu bölüm sadece bir alıntı ama bilinmesinde yarar var. 90’lı yıllarda Profilo grubunda sistem değişikliğine gidildi. IBM AS400 kuruldu merkez ve fabrikalarda. Bununla birlikte fabrikalarda IBM’in Mapics ERP yazılımına geçiş projeleri başlatıldı. Danışmanlık hizmetleri IBM’den hem de ücretsiz. IBM bir ABD’li danışmanı projeye atadı. Rex Bloom daha önce Türkiye’de bulunmuş, bir Türk ile evlenmiş, eskiye gidersek Vietnam savaşında Saigon da ABD ordusunun bilgi işlem merkezinde görevli imiş. Her hafta birlikte fabrikalara gider proje toplantılarına katılırdık. Bana anlattığına göre 90’lı yıllarda Özal döneminin maliye Bakanı Adnan Kahveci ABD hükümetine başvurur Türk Vergi toplama sisteminin modernleştirilmesinde yardım ister. Büyük sistem bütünleştiricilerinden Martin Marietta bu iş için Türkiye’ye gelir. Rex de onlarla birlikte. Çalışmalar başlar, epey yol alınır. ABD hükümeti kendi vergi toplama Kurumu IRS in yazılımını bedelsiz vermeyi kabul eder. Bir gün Martin Marietta başbakanlığa çağrılır ve projenin devam etmeyeceği bildirilir. O yıllarda bu sistemin oturtulmasının ülkeye sağlayacağı yararları tahmininize bırakıyorum.

Kapanış:

Çalışma hayatım hep sistem yöneticiliği oldu ama uygulama geliştirme ve yazılım ile veri tabanı tasarımı en sevdiğim ve SAP günlerine kadar devamlı zaman harcadığım uğraşı idi. Veri tabanının doğru tasarımı uygulamayı sağlam ve uzun ömürlü yapacak en önemli faktördür. Bu işe başladığımda tek tarif vardı “programcı”, daha sonraları ikiye ayrıldı “sistem analist” ve “programcı”. Sistem analist mimardı, daha havalı idi, programcı da inşaat mühendisi, program çökünce daima hedef gösterilen kahraman. Birisi tasarlayacak, ötekisi inşa edecek. Benim tercihim ise mimar-mühendislik idi. Bir kişi program tasarlayacak, daha sonra da kodlamaya geçecek…  Kodlamayı yapacak olan,  evvelce  programın yapısını zihninde oluşturduğu için süreç hızlı ve en az hata ile ilerler. Bu tecrübe ile sabittir.

Son Boeing 737Max sürecinde uçağı dengede tutması için eklenen yazılımın kodlaması ucuz olsun diye Hindistan yazılımcılarına outsource edilmişti. Sonuç ortada.

Kullanıcı açısından bakıldığında bir bilgisayar programı kara kutu gibidir, içindekiler onu hiç ilgilendirmez.  Sadece ne bilgi girilecek, ne çıktı alınacak olduğudur önemli olan. Bordro hesaplamada sicil numarası ve çalışma saati girdi bilgisidir, net kazanç da program çıktısı. Ama yazılımcı için kara kutunun içidir başarının anahtarı. Sadece hesaplamaların ve net ücretin doğru olması yetmez, iyi bir program hatalı bilgiler ile karşılaştığında kendini korumasını bilen programdır, “garbage in, garbage out” değil  “garbage in, error message out”. 

Özetlediğim tüm bu dönemlerin karşılığındaki en değerli ödül Sevgili Süha Ergun dan geldi:  “Otosan dan aldığım haberlere göre yaptığınız sistem uygulamaları hala kullanılmakta (35 yıl sonra)”.

Bizim nesil modern zamanların bu büyük bilgi teknolojileri devrimini baştan sona yaşadı.

80 kolon delikli karttan dokunmatik ekrana, 32 MB çamaşır makinesi diskten 4 TB avuç içi usb diske, buzdolabı cpu dan 16 GB ram, 512 GB SSD’li Thinkpad notebook a, 2400 KB/s Dial up modem den 30 MB/s fiber ağlara, DOS dan Windows 10’a, Novell’den Windows Server’a, çevirmeli telefondan iPhone’a, sürgülü cetvelden elektronik hesap makinesine, sarı telefon rehberinden Google’a, hepsini gördük.

Bizler okul sıralarında otururken bunların hiçbiri yoktu, günümüzde ise hepsi var ama o eğitimler yok. Kapanışı şu soru ile yapayım, tüm bu teknoloji yenilikleri kabullenilirken ne bedel ödedik?

İşte benim 40 yılım.

Selim Bozok – Nisan 2020