Full 1
Alican Kalemdar
Beynim Sızıyor
Full 1
Shadow

En tepeden biraz diplere, diplerdekiler de kenarlara, ütüden nefret eden birinin toplantıdan toplantıya giydiği gömlekler gibi izli, yaz tatilinde, deniz analı bir denizde, saatler geçiren 9 yaşında çocuğun parmakları gibi büzüşmüş, kötü kötü kıvrımlara, grisi aşınmış ve erozyona uğramış beynimle sızıyorum sanırım ben, bildiğim ben.

Kanopi.

Kurduğum bağlantıların eski haritalara göre değil, yeni dallanmalara daha uygun olduğunu fark ediyorum. Haluk hocamın da anlattığı gibi, ağaç olamıyor eğer bir dallanmanın içinde çemberler varsa. “Ne alakanız var hocam bu yazıyla?” diye soruyorum. Gidin lütfen. “Sen çağırdın oğlum, daha rakı içeceğiz hem sen mezun olunca” diyor.

Unuttuğum günler oluyor, unuttuğum günler oluyor. Farkına vardığında iki farklı günün, üçüncüsü çok farklı olmuyor. Beynin sızıyor, unutuyorsun. Ya da öyle değil, unutuyorsun, ilk güne geri dönüyorsun.

Dallama planlarla geçiyor günler. Tırmandığım dalın alçak olduğunu fark ediyorum. Bindiğim dalı kesip daha dallama bir planla zirveye çıktığını düşündüğüm dala tırmanıyorum. Sızıyorum yine, kanopiye ermeyen dallama bir dalın üstünde. Bu gün de ormanın gölgesinde geçiyor. Nereye vardım, bilmiyorum. Bu günü de unutup ertesi gün başka bir dala geçeceğim. Ağaç olmuş, ölmüş belki çoktandır ama farkına vardığında beynim sızıyor, planımı unutuyorum.

Yola çıkıyorum bilmediğim bir memlekette, salak saçma bir haritayla. Kuru boyayla boyanmış gibi sınırlarını görüyorum haritada bazı yerlerin, yolculuğum boyunca geçeceğim durakların isimlerine bakıyorum. Bir durağa çok yaklaşıyorum, “inmek lazım” diye içimden geçiriyorum. Meğer inmem gereken durağın adı değişmiş. Dallama haritacılar, yine yeni bağlantılara göre durakları güncellememiş. Güzel bir uyku için seçtiğim durakta ne bir otel ne bir ev bulabiliyorum. Sadece gözümün görebildiği kadar orman var. Beynim sızıyor, toplayamıyorum.

Bir rakı sofrası kuruyorum evde. Ben varım, yakın bir arkadaşım var ve bir de Haluk hoca. Tabaklarımızda peynir var, her bir diliminin yüzde ellisi keçi, yüzde ellisi koyun, yüzde ellisi de inek. Ufak iki üç parça pirzola var. Bir de ne hikmetse kuru cacık. Haluk hoca seviyor herhalde. Salata koyuyoruz en son tabaklarımıza. Salatanın suyu akmasın diye, ekmeğin kenarlarından duvarlar yapıyorum. O duvarları ince ince kuru cacığın, peynirin ve arnavut ciğerinin etrafına koyuyorum. Koruyorum mezelerimi. Yemekle ve içmekle, hoş sohbetle geçiyor o günün akşamı. Yakın arkadaşım bayılıyor kedilere, pirzolasının kemiklerini masanın yanındaki beyaz kediye veriyor. Mekanda bize tatlı servis ediyorlar. O sırada UNO markasının 1998 yılında yarattığı karakter Eloğlu geliyor. Masanın yanındaki beyaz köpeği alıp simsiyah yapıyor. “Sen nereden çıktın Eloğlu, ne alakan var bu yazıyla?” diyorum. Ben mi çağırdım acaba? Gelip tabağımdaki ekmekleri alıyor. Salatanın suyu, irmik helvasına sızıyor. Ne sohbet kalıyor, ne yemek içmek istiyorum. Keyfim kaçıyor sofrada, birkaç dubleyi hızlı içip sızıyorum.

Dördüncü günde, mis gibi hava. Güneş vuruyor suratıma, öyle uyanıyorum. Bir ağacın tepesindeyim, etrafım cıvıl cıvıl kuşlar, gökyüzüne uzanan filizler. Aşağıya sarkıyorum, dallama haritacılar. “Napıyonuz lan?” diyorum “Sizi de mi ben çağırdım?”. Meğer yanlış durakta inmişler, ormana girip kaybolmuş bu dallamalar. Dönüp gökyüzüne bakıyorum. Suratımda kocaman bir gülümseme, keyfim aşırı yerinde, bu günü hiç unutmayacağım. Sadece tek bir düşünce var beynimde: “Ben niye alarm kurdum bir cumartesi gününe?”. Alarmı kapatıyorum, tekrar sızıyorum her gün zor terk ettiğim yatağımda.

In graph theory, a tree is an undirected graph in which any two vertices are connected by exactly one path, or equivalently a connected acyclic undirected graph. A forest is an undirected graph in which any two vertices are connected by at most one path, or equivalently an acyclic undirected graph, or equivalently a disjoint union of trees.

https://en.wikipedia.org/wiki/Tree_(graph_theory)

Son Yazılanlar