Hukuk Müzede: Antik Dönem Yazılı Hukuk Metinleri

Sinem AYABAK

Ne şanslıyız ki, Türkiye’de pek çok müzede, tarihin ilk yazılı hukuk metni örneklerinden bazılarını kendi gözlerimizle görebilir, hukuk metinlerinin zaman içinde evrilişine tanık olabiliriz. Bu yazıda sizlere, İstanbul Arkeoloji Müzesi ve Anadolu Medeniyetleri Müzesinde sergilenen bazı yazılı hukuk metinlerini, kendi çektiğim fotoğraflar eşliğinde tanıtacağım.  

Yerleşik yaşamın başlamasıyla beraber, hukuk kuralları ortaya çıkmaya başlamış, hukuk da toplum ile birlikte gelişmiştir. Mezopotamya bölgesi ve Anadolu toprakları hukuk kurallarının oluşmaya başladığı ilk yerler olarak bilinmektedir. Asur, Sümer, Hitit uygarlıkları gibi eskiçağ uygarlıkları yaptıkları ticaretleri ve toplumsal yaşamlarını bu kurallara dayandırarak yasa haline getirmişlerdir.

Çivi yazısının ortaya çıktığı Mezopotamya ve bu yazının kullanıldığı komşu uygarlıklar arasında kültürel etkileşimin yanında kanunlar açısından da bu etkileşim görülmektedir.  Genel olarak, Sümerlerde başlayıp yüz yıllar boyunca gelişen hukuk anlayışı, kendi döneminde ve sonraki dönemlerde, toplumları büyük ölçüde etkilemiştir.

İstanbul Arkeoloji Müzesi ve Anadolu Medeniyetleri Müzesindeki örnekler, antik dönemde yazılı hukuk metinlerinin önemini bizlere aktarırken; arkeoloji ve tarih meraklıları için de,  bu eserleri yakından görme şansı vermektedir.

İstanbul Arkeoloji Müzelerindeki Antik Hukuk Metinleri

İstanbul Arkeoloji Müzeleri, 19. yüzyılın sonlarında ressam ve müzeci Osman Hamdi Bey tarafından “İmparatorluk Müzesi” olarak kurulmuştur. Müze, 1891 yılında ziyarete açılmıştır. Müzenin koleksiyonunda, Osmanlı İmparatorluğunun sınırları içinde yer alan medeniyetlere ait eserler yer almaktadır.

Ur-Nammu Kanunları (M.Ö. 2110-2095)

Mezopotamya’da tam kanun formu olarak sayılabilecek ilk örnek ile başlayalım. Antik dönem yazılı hukuk metinleri deyince akla ilk Hammurabi Kanunları gelir. Halbuki, Hammurabi Kanunlarından daha eski olan bir kanun derlemesi daha vardır ve kanunların bilinen ilk versiyonları İstanbul Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir.

Teoloji, tarih ve ahlak konularından oluşan Ur-Nammu Kanunları, III. Ur sülalesinin (Sümer hanedanı) ilk kralı olan Ur-Nammu’ya aittir .

Kanunların bilinen ilk versiyonu İstanbul Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir.

Hammurabi Kanunlarına kıyasla daha fazla deforme olmuş olan yazıtlarda, Hammurabi Kanunlarının aksine daha insancıl hukuk kuralları seçilmekte, bedensel cezalar ve “dişe diş, göze göz” ilkesinden ziyade, parasal cezaların belirlenmiş olduğu görülmektedir.


Ur-Nammu Kanunu’nun bilinen ilk versiyonu. İstanbul Arkeoloji Müzesi

Hammurabi Kanunları: “Dişe Diş, Göze Göz”

Hammurabi Kanunları, toplam 282 maddeden oluşmakta, zaman içinde oluşmuş olan hukuk kurallarını sistemleştirerek derlemektedir. Kanunlarda fert ve kitle hukuku ayrılmıştır.

Hammurabi Kanunlarında temel ilkenin “dişe diş, göze göz” olduğunu, toplum düzenine aykırı bir eylemde bulunan kişinin benzer ağırlıkta bir eylem ile cezalandırıldığını; ölüm cezasının veya bedensel uzuvların kesilmesi cezasının yaygın olarak uygulandığını görmekteyiz.

Kanunların önsöz kısmında Babil Kralı Hammurabi, baştanrı Marduk’u överek kendisinin insanları mutluluğa kavuşturmak için seçildiğini ifade etmektedir.


        Hammurabi Yasası,  pişmiş toprağa yazılmış, M.Ö. 1790.
 İstanbul Arkeoloji Müzesi

Anadolu Medeniyetleri Müzesindeki Antik Hukuk Metinleri

Su Ordali

Su ordali, arkeoloji, müze, sinem ayabak
Fotoğraf: Mike Shots

Suç işlemekle itham edilen kimsenin nehre atılması uygulamasına su ordali denir. Zanlının nehirden kurtulması suçsuz olduğu anlamına gelir. Anadolu Medeniyetleri Müzesi koleksiyonunda yer alan M.Ö. 19-18. yüzyıllara ait olan su ordali tableti, saray tarafından tutuklanan Asurlu bir tüccarın suçlu olup olmadığının anlaşılması için nehir tanrısının hakemliğine başvurulması ile ilgilidir.


Su ordali M.Ö. 19-18. yy. Anadolu Medeniyetleri Müzesi

Mülk Bağış Belgesi

Pişmiş topraktan yapılma mülk bağış belgesi, eski Hitit dönemine aittir. Akadça dilinde yazılmıştır. Bağış belgesinde “Büyük kral Tobarna’nın mührü. Hanhana şehri kralının vekili Tuttula, Zidi’yi kabul edip onu kendisine manevi oğul yaptı. Kızı Zizzata’yı Zidi’ye eş olarak verdi. Hediye olarak bir ev bağışladı.” ifadeleri yer almaktadır.


Mülk bağış belgesi, pişmiş toprak, M.Ö. 17. yy. Anadolu Medeniyetleri Müzesi

Boşanma Belgesi

Pişmiş topraktan yapılma Mö: 19-18.yy’a ait olan boşanma belgesi, Kültepe’de bulunmuştur. Boşanma belgesinde Anadolu’nun yerlisi olan Bayan Sakriuşva ile Asurlu tüccarlardan Assur-taklaku’nun boşanmaları düzenlenmektedir.

Bu belge M.Ö. 19-18.yy’da kadın ve erkeğin evlendikten sonra boşanma hakkının lduğunu, kadın ile erkeğin boşanmada benzer hakalra sahip olduğunu göstermektedir. Ayrıca belgede boşanmanın tarafların rızası ile olduğu, bir tarafın diğer tarafa tazminat ödemeyeceği ifade edilmektedir.





      Boşanma belgesi, pişmiş toprak, M.Ö. 19-18. yy. Anadolu Medeniyetleri Müzesi

Antik Hukuk ve Evlilik Sözleşmesi

Boşanma belgesi olur da, evlilik belgesi olmaz mı? Olur, hem de en alasından…

Yine Kültepe’de bulunan M.Ö.19-18.yy.’a ait pişmiş topraktan yapılma yazıtı unutmak haksızlık olur. Yazıtta 3 şahit huzurunda evlenen bir çiftin evlilik şartları düzenlenmektedir. Erkeğin, evleneceği eşi haricinde bir başka kadın ile evlenemeyeceği ifade edilmektedir. Erkek bu kurala riayet etmez de bir başka kadın ile de evlenir ve ilk eşini boşar ise, tazminat ödeme yükümlüğü doğacaktır.


Evlilik belgesi, pişmiş toprak, Kültepe M.Ö. 19-18. yy. Anadolu Medeniyetleri Müzesi

Borç Senedi

Anadolu Medeniyetleri Müzesinde sergilenen bir başka antik dönem yazıtı da on hafta içerisinde ödenmesi gereken saflaştırılmış gümüş hakkındadır. Borcun zamanda ödenmemesi halinde, gecikme faizi uygulanacağı da belirtilmektedir. Borçluların isimlerinin yanında aynı zamanda üç tane de şahit ismi kayda geçirilmiştir.



Borç senedi M.Ö. 19-18 yy. Anadolu Medeniyetleri Müzesi                    

Antik Hukuk ve Köle Satışı Belgesi

Kültepe’de bulunan bir başka yazıt ise köle satışına ilişkindir. M.Ö. 18.yy’a ait olan tablette İnar adındaki bir yerli, kendi kardeşi ve annesi tarafından varlıklı bir yerliye satılmaktadır.

Satış bedelinin ödenmemesi halinde, kölenin serbest kalacağı ve evine geri döneceği düzenlenmektedir.



Köle Satışı M.Ö. 19-18. yy. Anadolu Medeniyetleri Müzesi
İşte böyle... 
Kıymetli okuyucular, bu kısa yazıda sizlere İstanbul Arkeoloji Müzelerinde ve Anadolu Medeniyetleri Müzesinde görebileceğiniz yazılı hukuk metinlerinden bazılarını kısaca tanıttım. Elbette, bu denli geniş, bu denli kapsamlı bir konuyu sayfalarca yazabilir, hatta ansiklopedilere dökebilir, yine de bir şeylerin eksik kaldığı kaygısını içimizde taşıyabiliriz. Ama benim bu yazıyı yazmaktaki amacım, okuyucuda merak uyandırmak; hukuk ve arkeolojinin, hukuk ve tarihin aslında sanılandan da iç içe olduğunu vurgulamaktı. Dilerim keyif almışsınızdır. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere. 

Sağlıkla kalın. 

Bunlar da İlginizi Çekebilir:

Müze ve Kültür

Slide 3

Eskişehir denilince akla ilk gelenler: Çibörek, Porsuk Çayı, Devrim Arabaları, Hızlı Tren, Odunpazarı Evleri… Sadece o kadar mı peki Eskişehir? Elbette hayır. Eskişehir’de bir günü dolu dolu geçiren Berkay Özdemir tecrübelerini yazdı.

Slide 3

Joseph Beuys’ın bir kartpostalda İkiz Kulelere Cosmas ve Damian adını yakıştırması sanatçı içgüdüsü müydü? İkizler bir uzuv nakli ile medeniyetleri birleştirirken İkiz Kulelerin medeniyetler çatışmasının ateşleyicisi olması bir tesadüf mü?

Slide 3

“Nasıl ve ne zaman yetişkin olduk? Kaç farklı yetişkinlik evresinden geçtik? Yetişkinlik kavramına dair ilk farkındalığım bundan 6 sene önce 2014 yılında Japonya’da bir müze etkinliğinde gerçekleşti. 2014 yılının Nisan ayında Japonya’da, Hiroşima Barış Müzesi’ndeydim. Kiraz çiçeklerinin, bir diğer adı ile sakuraların en yoğun olduğu dönemdi.”

İnsan Kendi ile Kaç Kere Tanışır?

“İki arkadaşımla gün batımında yürürken aniden gökyüzü kahverengiye dönüştü. Durdum, hissizleştim ve bir parmaklığa dayandım. Bir tarafta şehir uzanıyordu ve altımda fiyort vardı. Güneş battı, bulutlar sanki kanla kırmızıya boyanmıştı. Arkadaşlarım yürümeye devam ettiler. Ben ise orada korkuyla titreyerek kalakaldım ve tüm doğanın çığlık attığını hissettim. Resmi yaptım, bulutları kan rengi boyadım. Renkler de çığlık atıyorlardı.”

İnsan Kendi ile Kaç Kere Tanışır?

Müzede insan kendini nasıl yeniden keşfeder? Aynı eseri, bir başka pencereden nasıl gözlemler ve hatta kendi eserini yaratır? Müze ile yaratıcılık, sanat ile kişisel gelişim nasıl buluşur? Avukat ve Müze Eğitimcisi Birgül Feyzioğlu, müzeler haftasının ardından müze eğitiminin önemini yazdı. Türkiye Barolar Birliği Hukuk Müzesi’nde düzenlenen eğitimlerdeki tecrübelerini aktardı. Müzeli günler özlemi ile…

Slide 2
Av. özge üstün

Roma’da toplum düzeninin sağlanması için yüz yıllar önce uygulanmaya başlayan birçok hukuk kuralı, günümüz yasalarının temelini oluşturmaktadır. Giresun Barosu’ndan Avukat Özge Üstün, Roma Hukuku’ndaki çocuk hakları düzenlemelerini inceledi.

previous arrow
next arrow

Son Yazılanlar