Full 1
Prof. Dr. Selman Vefa Yıldırım
Dr. Albert Eckstein ve Toplumcu Belgeci Fotoğrafları
Shadow
Hepimiz Gogol’un paltosundan çıktık.

Dostoyevski’ye ithaf edilen ve Rus yazarlar için söylenen bu sözü gelin şimdi ülkemizin çocuk hekimleri için yeniden düzenleyelim. “Hepimiz Dr. Albert Eckstein’ın beyaz önlüğünden çoğalmışız.” dersem sanırım ne yalan, ne de yanlış olur.


1930’lu yılların karanlık Avrupası… Bazı insanlara göç görünmüş, bazı insanlara ölüm… İşte o yıllarda Almanya’nın göçe zorlanan beyinleri aydınlık Türkiye’ye çağrılırlar. Çoğu gelir ve üniversitelerimizin temellerinin atılmasında pay sahibi olurlar. İşte bu insanlardan birisi Albert Eckstein, çocuk hekimidir. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları profesörü, bilim dünyasında saygın bir yeri vardır. Ankara’ya gelir ve Ankara Üniversitesi’nin kuruluş aşamasında Tıp Fakültesinin kurulması ve çağdaş temeller üzerinde yükselmesinde, Bahtiyar Demirağ ve İhsan Doğramacı dahil birçok çocuk hekiminin yetişmesinde ilk elden katkıları olur.

Dr. Albert Ekcstein, Dr. Bahtiyar Demirağ ve Dr. İhsan Doğramacı Ankara Üniversitesinde

Dr. Albert Ekcstein, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları bölümünde. Dr. Bahtiyar Demirağ ve Dr. İhsan Doğramacı ve arkadaşları ile

Eckstein, Ankara’da çalıştığı yıllar içerisinde iki kez uzun süren Anadolu gezilerine çıkar. Anadolu’nun doğusundan batısına; kuzeyinden güneyine 25 ilinin köyünde, kasabasında, kentinde dolaşır. Bu geziler özellikle ülkedeki koruyucu tıp, çocuk ve kadın sağlığının durumunu saptamak amaçlı görev gezileridir. Anadolu’nun kent, köy ve kırsalını gezerken elbette bir bilimci olarak gözlemlerini yazar ve ama bir şey daha yapar: fotoğraf çeker. 

Çekmecelerden Sergiye

Dönemin Anadolu’sunu yansıtan bu toplumcu belgeci gözle çekilmiş fotoğraflar çekmecelerde beklerken bir grup meraklı ve duyarlı, duygulu kişi tarafından yakın zamanda gün yüzüne çıkartılır. 1940’ların sonunda Almanya’ya dönen ve 50 küsur yaşında enfarktüs nedeniyle ölen Albert Eckstein ‘ın yaşamına ve notlarına ilişkin bir etkinlik düzenlenir Ankara’da. Bu etkinliğin en güzel taraflarından birisi de çekmecede duran o fotoğrafların sergilenmiş olmasıdır.

Bu etkinliği duyunca işimin arasında bir zaman yaratarak ben de o sergide bulundum.

Dr. Albert Eckstein fotoğraf sergisi
Ankara’daki sergiden bir görünüm (fotoğraf: Selman Vefa Yıldırım)

Genel anlamda bilgilendirici detayların haricinde her biri çarpıcı büyüklükte, siyah beyaz olarak sunulan Albert Eckstein ’ın o fotoğraflarına baktım, her bir fotoğrafın önünde dakikalarca durdum, durdum. 40’lı yılların Anadolu şehirlerinde, köylerinde gezintiye çıktığımı hissettim, her çocuğun gözünde şimdiki çocukların gözlerini, her kadının bakışında analığın değişmez bakışını ve kadınlığın güzelliğini gördüm. Gülüşlerin içtenliği, bakışların derinliği beni benden aldı götürdü. Bu fotoğrafları köylerde, kasabalarda dolaşırken kendi çektiğim fotoğraflarla kıyasladım. Zamanın neler getirip neleri götürdüğünü gördüm, hissettim. Sevindim, üzüldüm, hislendim, ağladım.

Eckstein’ın fotoğraflarının dönemin insan dokusunu ve Anadolu yaşamını bütün gerçekliği ve doğallığıyla yansıttığını, bu özelliğiyle Sabahattin Ali’nin öyküleri ile Fikret Otyam ve Ali Öz’ün fotoğraflarındaki tadın bir karışımı olduğunu hissettim adeta.

Albert Eckstein ‘ın fotoğrafları ile insana dokunuşu

Fotoğraflardaki bu içten gerçeklik birşeylerin değişmesi gerektiğine dair somut belgelerdi aynı zamanda. Alman titizliğinde ve bilim adamı görüşlerinde hazırlanmış istatistik ve yaşamsal bilgi içeren bu veriler ülkemiz çocuk ve halk sağlığı alanlarında taban bilgiyi sağlayarak bebek ve gebe ölümü üzerinden sağaltımın olmasını sağlamış ve dünyaya paralel olarak çocuk sağlığı ve hastalıklarının temelden güncel branşlarına da dönüşümünü sağlayarak dünya tıbbına entegrasyonunun önünü açmıştı.

Bir bakıma Lewis Hine ya da Dorothea Lange gibi toplumcu belgeci fotoğrafın en önemli temsilcisi sayılabilecek çalışmalarına benzeyen bu belge fotoğrafların arşivden çıkarılarak üzerine kültürel değerlendirmelerin yapılması, daha çok fotoğrafın sergilenerek paylaşılması, tıp fakültelerinde ve diğer bilimsel camialarda belgenin ve arşivin önemi, fotoğrafın yani anda dondurulmuş imajın değiştirici ve dönüştürücü gücü, toplumları zaman yolculuğuna çıkartıcı etkisi üzerine derslerde kullanılması ne iyi olurdu.

Dr. Eckstein’ın ve dönem ruhu ile ilerleme yerini buldu. İlerici anlayış da engellemelere rağmen devam ediyor ve edecek. Bu fotoğraflara bakarken şunu düşündüm aynı zamanda, tüm bu gelişmelerin postmodern bakışla geriye doğru gitmesini engellemek günümüz tıp pratiğinin içerisindeki aklı başında bir avuç hümanist hekimin de boynunun borcudur, daima…


Dr. Eckstein’ın Ankara’da sergilenen ve beni derinden etkileyen bu fotoğrafların bazılarını sizlerle de paylaşmak istiyorum. Bu serginin oluşmasında emeği geçen çok değerli, vefakar Prof. Dr. Nejat Akar hocam ve ekip arkadaşlarına şükranlarımı sunarım.

SELMAN VEFA YILDIRIM’IN DİĞER YAZILARI


Son yazılanlar